Eski bir bankta karşılaşmıştı
kırklarında bir adam ve küçük kız
Kızın kırmızı bir mantosu vardı
adamın uzun laci paltosu.
Başını kaldırdı kız yukarı
Hayran oldu gökyüzüne ve mırıldandı
Büyüdükçe sevgi de büyür mü acaba
Aynı ses tonuyla cevapladı adam
Büyüdükçe sevmeye değer ne kaldı dünyada.
Anlamadı küçük kız kafası karıştı
Nasıl yani dedi, bu sefer daha yüksek bir sesle
Büyümek, sevmek, değer vermek ve kalmak
Hayır dedi adam paltosundan daha laci bir tonda
Büyümek, sevmek, değer vermek kaybetmektir aslında.
Bu sefer başını yere eğdi kız parktaki çimlere gözü takıldı ve sordu
Ağaç ve çimler neden topraktadır?
Atkısını genişlettikten sonra yanıtladı adam
Tabiatındandır.
Peki dedi kız, sevgi insanın tabiatından mıdır?
Merakla açtı gözlerini bekledi hiç konuşmadı
İlk defa kıza dönüp baktı adam o da hiç konuşmadı
Uzun bir sessizlik olunca kız
Büyüklerin bir, iki, üç demeden tıp oynamaya başladığını sandı.
Güneş batarken sessizlikten sıkıldı küçük kız
bu oyun hiç bitmeyecek sandı, dayanamadı
Güneş nereye gidiyor? diye sordu bu kez
Güneş hiç gitmez dedi adam, giden çoğu zaman insanlardır.
Endişelendi küçük kız tebessümü soldu,
elinden balonu kaçtı
Dimdik duruyordu adam,
balonun gidişine mani olmadı
Nereye giderler dedi bu kez kız?
İçlerine dedi adam içlerine.







