Ana sayfa Edebiyat Sarışın Evliya Gökhan Özcan

Sarışın Evliya Gökhan Özcan

2481
0
PAYLAŞ

Edebiyat diyoruz, kültür diyoruz, sanat diyoruz hatta büyük konuşup medeniyet diyoruz. Peki yaptıklarımızdan nelerin içini doldurabiliyoruz? Kendimizi ne kadar doldurabiliyoruz, başkalarına neler katabiliyoruz, bugünden yarına neler bırakabiliyoruz? Sorular soruları kovalar, cevapsız kaldık yine hicabımızdan.

Gökhan Özcan’ı ilkin Selahattin Ağabeyden duymuştum. İbrahim Paşalı’nın Mercedes marka otomobille şehri turlayarak yaptığı Makam Arabası programında. Makam Arabasına Youtube’da denk gelmiş, müptelası olmuştum. Tam bir kültür bombası diyebiliriz. Bir zamanların efsanesi Meksika Sınırı’nı da anmadan geçmek olmaz şimdi.

Gökhan Özcan’ı uzun zamandır takip eden biri olarak televizyonda izleyecek de olmak heyecan vericiydi ki bu heyecan evet fazlasıyla yerini buldu. Sakin kişiliği ve tevazusu ilk dikkatimi çeken özelliklerinden olsa da bu iki özelliği beni şaşırtmadı. Şairliği olmadığını lakin sinemaya olan düşkünlüğünü çocukluğundaki anılarıyla anlatan Özcan’ın bir de fotoğrafa ilgisi var. Köşe yazılarıyla tanığımız yazarın ilk kitabı Hiçbişey 1991, ikinci kitabı Serçe Parmağı ise 2010 yılında yayımlanmış. Bu minvalde kendine üretken görmeyen Özcan durumu aynı zamanda şöyle özetliyor: “İkide bir kitap çıkaran biri olmak istemiyordum, ‘Evet bu oldu’ demeyi bekledim kitapların yayımlanması için.”

1.30 saate yakın süren sohbetten not aldığım Sarışın Evliya’nın (Bu tabiri ilk olarak Selahattin Yusuf Ağabeyden duymuştum lakin aradan geçen uzun zaman sonrasında aklımda Sarı Derviş olarak kaldığından sosyal medya hesabımda bu şekilde kullanmış oldum. Ufak bir tashih) birkaç cümlesini de paylaşmak isterim:

*Hamlık pişmeye yanaşmamak, işin ateşinden kaçmaktır. Olması gereken yaşamak ve bedel ödemektir. Bunu yaparsanız bir adım daha ileri gitme şansınız var.

  • Herkes bu kadar ilgi çekecek kadar renkli değil.
  • Görme yeteneğimizi tekrar arıyoruz.
  • Keşfedilen her şey dönüştürülüyor.
  • Bu kadar çok doğru söz bir arada olduğunda gürültüye dönüşüyor.
  • Aliya’nın hikâyesi bu çağın insanlarına miras kalmış bir hikâyedir.

Bu güzel programı yaptığı için Furkan Çalışkan Ağabeye teşekkürü de borç diliriz.

Gökhan Özcan’lı Türkiye Atlası ve Yusuf Selahattin’li Makam Arabası programlarının linkleri aşağıdadır. İki bölümü de not alarak izlemeniz tavsiye olunur.

Not: Furkan Ağabeyin Ülke TV’de yeni başlayan televizyon programının adı Türkiye Atlası, kasım ayında Profil Yayınlarından çıkacak yeni şiir kitabının adı da Türkiye Saati. Biz de Furkan Ağabeyi, Türkiye’yi sever gibi seviyoruz.

https://www.youtube.com/watch?v=4VxpRaaVy38