Ana sayfa Fotoğraflar Ayarsız Saatler

Ayarsız Saatler

1455
0
PAYLAŞ

Şubatın 4’ü hatırlıyorum bu tarihi. Dünya ses haritasındaki bir hıçkırık daha. Aylar mı birbirini kovalıyor yahut nefes bakiyesinden bir taksit daha mı kapandı emin olamıyorum hâlâ.

Ocak ayı yeni sayımızın heyecanıyla geçti. Dergimizin 5. sayısı çıktı ve dağıtımını gerçekleştirdik. Bir dahaki sayımızın hazırlıklarına başladık yarınımızdan habersiz. Sitemizden de güzel bir yürüyüş gerçekleştiriyoruz arkadaşlarımızla. Kibrit çöpünün mutluluğunu bilmem de nefesimiz nereye kadar dayanırsa.

Afrin Kurtarma Operasyonu

Ocak ayının en önemli olayı hiç şüphesiz Afrin Harekâtımız oldu. Başlığın bir afet kurtarma operasyon ismine benzemiş olması gayet normal. Çünkü elimizi uzatsak tutacağımız beldelerden altımızı kazmaya çalıştıkları küçük ayak oyunlara karşı ayağa kalkışımızın fotoğrafıdır gerçekleştirdiğimiz. Türkiye şükür artık gardını almış boksörlükten kontralarla rakibinin üzerine yürüyen deve dönüşüyor. Büyük terör devletinin küçük terör örgütlerine verdiği ihaleleri bir bir temizliyor. Evet hakları olmadıklarını biliyoruz hukuklarının da olmadığını bildiğimiz gibi. Şimdi semiz eşkiyalara şöyle bir bakma vaktidir.

Operasyondan gelen şehit haberlerine üzülüyoruz. Bir yandan Efendimize (Sav) yeni komşularımız var sevinçliyiz.

Bir madalyonun yüzsüz tarafı var. İçimizdeki soysuzlarla uğraşıyoruz. “Savaşmıyorlar” dedikleri Suriye’lerin kurduğu silahlı birliklerle sahada oluşumuz birilerinin canlarını ziyadesiyle sıkıyor. TSK yahut ÖSO siz ne kadar kısaltırsanız kısaltın biz bu birlikteliğe İslâm Ordusu demeye devam edeceğiz. Aynı kıblede birleşenlerin büyük destanını yazıyoruz. Elhamdülillah..

Ayarsız Saatler

Bir büyüğümle aramızda gelişen spontane diyaloglardır:

-Uğur Ağabey, bu aralar saatlerle problemim var

– Eee şeyi oku: Saatleri Ayarlama Enstitüsü

– :), doğru söylüyorsun

– Okudun mu?

– Yok okumadım

– Geç kalmışsın

– Evet geç kaldım, çoğu şeye olduğu gibi

– Kıyamet yaklaşmış demek ki kıyametin

– Doğrudur

– Diyor ya, “Kıyamet yaklaştıkça aylar hafta gibi haftalar gün gibi günler saat gibi geçer”*

*Hadisi şerif

İstiklal Hayatı

Hayat feci halde İstiklal Caddesine benziyor. Gelenler ve geçenler… Herkes kendi halinde fakat aynı akış içinde sürükleniyor. Kenarda sokak çalgıcıları ruhu okşayan şarkılarını söylüyor, anlamasak da melodisi hoşumuza gidiyor, dinliyoruz. 1 şarkıdan fazla durmak olmaz işimiz var tekrar yola dökülüyoruz. Kenardaki taşın üstüne oturmuş bir kız elinde telefon ağlamaklı konuşuyor, anlaşılan bir taraf yine ağlatan. Ben bir kenara çekiliyorum yazmak için tüm bunları tıpkı her gün yapmaya çalışıp da başaramadığım gibi. Atkımı gevşetiyorum zira geçmiyor boğazımdan bu ağrılar. Önümden bulldog cinsi bir köpek geçiyor, iri ve güneş gözlüklü her nedense aklıma Amerika geliyor mırıldanıyorum içimden: Kahrolsun dünyanın bütün Amerika’ları
Derin bir nefesle çıkıyorum tekrar yola, takatim artık nereye kadar varırsa.

Kaç Gün Bir Ben Eder?
Bu iki fotoğraf arasında 367 gün geçti, bu iki fotoğraf arasından bir ben geçtim. Kaç gün bir ben eder?

Bardağın Sıcaklığı
Oturdum çay içtim, düşündüm. Uzun uzun düşündüm demek isterdim lakin buna fırsatım olmadı. Malum “Bitmeyen işler yüzünden”
Not: Kar yağmasa da insan ne çok üşüyormuş Allah’ım
Fotoğraflar: Mehmet Ali Yafez