Ana sayfa Edebiyat Dökülen Yapraklar, Daha Da Fazlası

Dökülen Yapraklar, Daha Da Fazlası

1463
0
PAYLAŞ

Kapıya vurdum iki kez, izin isteyerek içeri girdim. Herkes açık tonlarla giyinmiş, toz pembeye bürünmüş gibiydi her yer. Siyah takımım oldukça dikkat çekiciydi, sadece yağmurlu havalarda giyinmeye alışmış olmalıyım ki gözüm hep gökyüzündeydi sabahtan beri.  Jose’nin yüz ifadesi odadakilere göre daha umut vericiydi, daha açık göz kapakları, daha al yanakları, daha dolgun dudakları  vardı Jose’nin. Kilo vermişti, hem de çok ama yüzüne pek yansımamış. Annemin de yıllarca istediği böyle bir şeydi. Odaya girer girmez yanında bir yer açtılar bana ve sandalyeye oturttular. Sandalye de krem renklere sahipti. Yanlış bir takım tercihi yapmıştım ne yazık ki. Jose eliyle işaret yaparak doktor ve hemşirelerin  odasından çıkmasını istedi. Uzaktan kuzenim sayılabilecek 5 kişi, hasta bakıcı, Jose ve ben kaldık küçük odada. Küçük ama camı olan ve ferah bir odaydı. Jose yüzünde kaçırmaya çalıştığı bir gülümsemeyle bana döndü ve nasıl olduğumu sordu.

– İyiyim, seni de iyi gördüm. En azından bizden daha iyi gibisin. Tahminleri hiçbir zaman önemsememişimdir. Bunu böyle bil.

Jose kaçırmaya çalıştığı gülümsemeyi direkt yüzüme dönerek yapmaya başladı.

– Demek oluyor ki hayatta kalacağıma hiç inancın yok.

Gülerek karşılık verdim lakin onun kadar canlı, onun kadar diri değildim. Jose’nin ayrılışı farklı, ölüme gidişi yaşayışından daha ihtişamlıydı. Zengin bir hayatı, lüks bir yaşantısı olmuştu.

– Size son bir hikâye anlatmak için buradayım yoksa çoktan gemi karaya vurmuştu. Son bir fırtınaya, son bir dümen kırmaya geldim buraya.

Jose’nin elleri avuçlarımızdan kayıp gidecekti fakat bizi sıkı sıkı sarmalayan da, tutan da oydu. Ölüm böyle bir şey miydi? Hatırlamıyorum.

– Hayatım renkler içinde gelip geçti. Sarılar, maviler, yeşiller… hepsinden gördüm ve hepsini yaşadım. Farklı zamanlarda aynı renkler, aynı zamanlarda farklı renkler, artık anlıyorum ki hayat basit ama karışık yaşanan bir olguymuş. Bizzat yaşamlarımız ise bunun devinimsel olayı. Yaşamaktan zevk almayı yaşamayı becerebildikten sonra başardım, yaşamdan zevk mühim. Geceleri yatmadan önce doğruyu yanlışı düşünmek, güzeli çirkini ayırt etmek. Mühim meseleleri tecrübe ettikçe mühimlikleri azalır ve yeni mühim şeyler kazanırsınız. Şimdi sizinle o yeni mühim şeyleri paylaşamam. Devinim aktarımsal bir şeydir lakin idrak edilmesi tecrübeyle mümkündür. Sizden istediğim güzel bir yaşam yaşayabilmeyi başarma çabanız. Bu bir miras değil, size bırakabilecek bir şeyim yok çünkü görüyorum ki bu dünyadan bana kalan da bir şey yok.

Bunlar Jose’den işittiğimiz son sözlerdi, daha sonra onu ne gören oldu ne de bir daha işiten. Ne toprağın içinde vücudu çürüdü ne de bir yerlerde gözüktü. Jose’nin ölümü böyleydi, belki de gerçek ölüm böyle bir şeydi.