Ana sayfa Şehir Dost İli

Dost İli

1602
0
PAYLAŞ

Hiç bilmediğim bir şehrin eskimiş sokaklarında yavaş yavaş adımlıyorum hayatı. Veysel Karani Hazretlerinin türbesinden dönüyorum. Nereye gittim nereden dönüyorum bunu anlamaya çalışıyorum. Bizim harabe olduğunu düşündüğümüz evleri izlemeyi hep sevmişimdir sokağın tam ortasında virane sayılabilecek bir ev var onun karşısında da bir bank. Bank Şeyh Garip türbesinin bahçesinde. Her yer türbe, mübarekler her yerde. Oturdum ve seyre daldım. Düşünüyor ve düşlüyordum; kimler yaşamış, yaşlanmıştı kaderin hangi noktasında ben onları düşünüyordum, benim burada ne işim vardı? Kilometrelerce yolu bir evi izleyerek hayal kurmak için mi gelmiştim? Evet onun için gelmiştim, bir dost omzunda nefes alıp, zihnimizi toparlamak çokça çalıştığımız vakitlerde çok zor. Kendimize bir nefeslik yer açıyorduk uzak diyarlarda…
Görevler, yapılması gerekenler yoktu; sokaklar,evler, türbeler, dualar, yıldızlar, dostlar vardı bu memlekette; Bitlis’te.

Ağaçları olmayan dağların arasında kalmış olan bu şehre dost yüzü görmeye gelmiştim. Üniversite yıllarında Bolu’ya duyduğum özlem şimdi Bitlis’teydi. Hayatta hayal edemeyeceğim bir ekiple Türkiye’nin diğer ucunda ne yapıyorduk iki gün bunu sorguladık Sevde, Tuba ve Cansu ile beraber..
Bu soruların cevabını ararken dağların ortasında olan bu şehri gezmeden de durmadık tabi ki. Yüzyıllarca birçok medeniyete kucak açmış eski bir şehir Bitlis. Ve Van Gölü’ne geniş bir kıyısı olduğu için de çok da insanı boğmayan bir havası var. Özellikle Ahlat; inanılmaz ferah bir ilçe olmakla beraber çok sakin. Burada Selçuklu Mezarlığını ziyaret ettikten sonra göl kıyısına gidebilir bir banka oturup kendinizi dinleyebilirsiniz. Biz sürekli bir saat kovalamaca hissi içinde olduğumuz için çok kafa dinleyecek kadar gölü izlemesek de yine de insana huzur verecek kadar bulunduk 🙂

Bitlis merkez için huzur verici ferah vb. kelimeleri kullanmasak da fena değil diyebiliriz. Kendine has bir çarşı tarzı var diyelim. İnsanlar sabah namazından sonra avşor içmeye gidiyorlar 7-8 civarı çorba bitiyor. Sevgili dostum Sevde beni avşor içmeye götürmese de ben gitmenin bir yolunu buldum ve sabah o çorbayı içtim. Biraz ağır diyebileceğimiz ama lezzeti yüksek olan bir besin 🙂

Bitlis’in en güzel yanlarından biri de Veysel Karani Hazretleri’nin türbesine çok yakın olması. Şehrin içi zaten evliya ve Allah dostlarının kabirleriyle dolu. Anlayacağınız bolca ziyaret edilebilecek nokta var. Üstelik bu türbelerin mimarileri o kadar ilginç ki Bitlis’in gerçekten birden fazla medeniyeti barındırmış olduğunu kanıtlıyor.
Bir dost ili daha yer aldı seyir defterimizde. Vakit bir su oldu adeta aktı gitti sokakların arasında, yokuşlarda, merdivenlerde. Biz de bir süre sonra Sevdenin dediğini yaptık zaman boşa akmasın diye; kuş seslerini dinledik..