Ana sayfa Genel Bir Fırtına Yuttu Bizi

Bir Fırtına Yuttu Bizi

1618
0
PAYLAŞ

Hakem bitiş düdüğünü çaldı, tarafları tebrik ediyor: İyi mücadele verdiniz beyler. Tamam kış bitti artık, bahar yüzünü gösteriyor ağaç dallarında. Nisan yağmurlarıyla ıslanıyoruz “Sen faydalı nisan yağmuru gibisin” mısrasının altında. İlk defa, sanırım ilk defa baharın heyecanını hissetmeden geçiyor günler. Havanın ısınıyor olması içimizin de ısınacağı anlamına gelmez. Sokaklarda oynamaya başlayan çocukların neşesiyle mutlu olabiliriz belki en fazla. Mevsimler geçer sen tutmayan karı unutma…

Afrin Zaferi

Mart ayını vatanımız adına zafer ayı olarak ilan edebiliriz. 19 Ocak’ta başlayan operasyon 18 Mart sabahı Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde nihayete erdi: Afrin’in Merkezinde Hakimiyet Sağlandı. Harekâtta 52 askerimiz ve onlarca Suriyeli direnişçi kardeşimiz şehadete kavuştu. Operasyonda ilk defa kullanılan askeri araçlar ve kısaca SİHA olarak söylenen Bayraktar TB-2’lerin büyük başarıları şehit sayımızın yükselmesinin önüne geçti. İstanbul’un Fethindeki kilit noktalardan biri de Sultan 2. Mehmet’in bizzat çizimini yaptığı toplardı. Konstantinopolis’in geçilmez surları bu toplar ile geçilmiştir.

Hayat bir mücadele savaşıdır ve bu savaşta ayakta kalmak için teknik olarak donanımlı olmak elzemdir. Düşmanı yere sermeye bazen bir yumruk yeter bazen de yumruğumuzun büyüklüğünü görmesi.

Şimdi istikametimiz sadece bir belde değil, gidebileceğimiz tüm beldeler. Yani hepimizin üzerine düşen vazifeler: Görevimizi tam ve layıkıyla yapma gayreti. “Allah sabredenlerle beraberdir.” Sabrımızı kuşanıp yola düşme vakti.

Kırgınlıklar

İnsanız ve bir kalbimiz var. Kalbimiz haklı ya da haksız sebeplerle kırılıyor daha kötüsü kalpleri kırabiliyoruz. Kırdıklarım ayrı bir imtihanken kırgınlıklarımın ardından Mahmud Sami Ramazanoğlu Efendimizin şu sözlerini hatırlıyorum: “Kalbi selim ne incinen ne de inciten kalbtir. İncinmemek incitmemekten daha zordur. Çünkü incitmemek eldedir ama incinmemek elde değildir.” Efendimize rahmetle..

Yolda Öğrenilen

Eğrikapı semtini duymuştum ama daha önce hiç gitmediğim bir yerdi. Gördüğüm fotoğrafından Kadırga taraflarında olduğunu düşünmüştüm ama yanılmışım. Hayat en güzel sürprizlerini beklenmedik anlarda ansızın gösteriverir.

Bilmiyorum adını duydunuz mu ama muhakkak görmüşsünüzdür İvaz Efendi Camiini. Ayvansaray’dan Haliç’e inen yokuşta sağda surların üzerinde çok güzel bir cami karşılar sizi. Yukarıdadır ama yukarıdan bakmaz. Büyük değildir ama küçük de sayılmaz. Tam bir tevazu ve zerafet eseridir. Yaklaşık 25 dakika kadar sürem vardı. Darlığın da bir bereketi vardır buna inanırım. Dar vakitte hemen harekete geçmem gerekliydi ve ona doğru atmaya başladım adımlarımı. Daha ona ulaşmadan karşıladı surlardan bir kapı. Tabelada Eğrikapı yazıyordu, sevinç ve şükür aynı potada eriyivermişti bile. Etrafı iyice inceledikten sonra hızlı adımlarla devam ettim yola. Gideceğin yer belliyse daha hızlı yol alırsın bu hayatta ve bu yol denklemine dahildir.

Camiye ulaştığımda güzelliğinin beni bu denli büyüleyeceğini tahmin edememiştim. Yakınlaşmanın getirdiği sıcaklık diyebiliriz belki de,  ekmeğe duyulan kutsallığına fırından yeni çıktığı halinde artması gibi mesela.

İvaz Efendi Camii ancak nasibinde olanların gidebileceği bir camii, yani ona adım atacak kararlılığı olanların.

Şu cümleyi not almadan geçemedim önünden: Ne öğrendiysem senden öğrendim, ne öğrendiysem tek başıma öğrendim İstanbul..

En Kestirme ve Sahici Olan

“Sen beni anlıyorsun çok da anlatmaya gerek yok” dedi. Ben de sessizce başımı salladım. Herhalde aramızdaki en kısa ve en sahici iletişimdi.
“Peki şimdi ne yapacaksın?” diye sordum.
“Yeni bir yer buldum, yolu biraz uzak ama ne yapalım. Kafam rahat olacak, o yeter”
“Evet” dedim “Kafa rahatlığı çok önemli”
Helalleştik, vedalaştık, indim arabadan.

Bir Marx Kaç Yalan Eder?

Geçtiğimiz haftanın en komik ve en gerçekçi haberiydi. Halimizin hülasası desek abartmış olmayız. Marksizm’in temelleri atan Karl Marx’ın 200. doğum günü için üzerinde Marx’ın fotoğrafının bulunduğu 0 Euro’luk banknotlar basıldı. Asıl bomba şimdi geliyor. 0 Euro’luk banknotlar 3 Euro’dan satışa sunuldu 🙂 0 Marx 3 Euro eder, 3 Euro 15 Türk Lirası, 15 Türk Lirası 13845 Guanda Şilini. Banknot dedikleri üzerinde değişik resim ve şekillerin bulunduğu yalandan kâğıt parçalarına mahkum ettiler bizleri. Yine birileri dünyayı kendi çarkına döndürmeye başarmış, ne diyelim bize müstehak.

“Güzelliğin Duru”

Çok geç izlemiş olsam da 2 senedir döner durur Yeditepe İstanbul’un replikleri kafamın içinde. Ömer haytalığına bir son vermek zorundadır çünkü Duru’ya yetişmesi gerekmektedir. Duru ise orta yerine düştükleri mahalleden çıkışını kendi kurtuluşuna bağlamıştır, hatta annesinin bile. Piyanosunu bu ümitle çalar her sabah. Kendisini uzaklaştırmak için çaldığı piyanosu Ömer’i kendisine yakınlaştırır oysaki.

Duru: Ömer kafam karmakarışık benim
Ömer: Olsun, güzelliğin duru.
Duru: Güzel olmasaydım yine ilgilenir miydim bu kadar benimle, döker miydin benim için kanını?
Ömer: Harbiden kafan karışmış senin. Ya bak Duru, şu mahallenin en pratik okeycisiyle konuşuyorsun. Yani taşlara bir bakayım 20 değişik şekilde dizerim onları kafamda. Ama senin şu söylediklerini koyacak bir yer bulamıyorum bir türlü.

Kapak Fotoğrafı: AA

Fotoğraflar: Mehmet Ali Yafez