Ana sayfa Edebiyat Aslında HİÇ Bilmem

Aslında HİÇ Bilmem

1230
0
PAYLAŞ

Köşe başlarında sessizce duran evler bilirim

ve o evlerin içinde öylece duran,

kırık dökük, naif yürekler.

İnsanı yiyen, kemiren, günden güne eriten acılar bilirim

ve o acıların içinde, insanı delip geçen;

ağrılı geceler, sancılı uykular -uykusuzluklar- kederli tebessümler.

Evlerin içinde barınan nefesler, nefeslerin içinde soluklanan acılar,

acıların içinde uğultulu ve prangaya bağlı duygular bilirim

ve o insanların içinde, insanlığa dair ufak kırıntılar bulmak adına harcanan yüz yıla değen derin ömürler,

yalnızlığa boğulmuş etten duvarlar ve o duvarların içinde kandan sevgiler.

Çatıların büzüşmüş yaşlı kiremitlerinden sarkan, tam düşecekken

gönül pencerelerinden tutunan umutlar bilirim

ve o umutların eteklerine yapışan, can çekişen sevgiler; sevgilerin içinde,

göçmen kuşların ayaklarına takılıp sürüklenen hasretler.

O kadar çok şey bilirim ki, hatta o kadar çok ki aslında ‘hiç’ bilmem.