Ana sayfa Genel Hasretle Beklenen Yolcu!

Hasretle Beklenen Yolcu!

4692
0
PAYLAŞ
Şu, gün yüzlü çocuktaki nerm ve nazik ten, solucan yemi olarak yaratılmadı mı; ve çocuk ölmek üzere doğmadı mı?
Hangi kitap vardır ki sonunda bir (son) olmasın ve hangi madde vardır ki değişmeden bir saniye kalabilsin?
<<Gayeme vardım!>> diyebilmiş tek hasret tanıyor muyuz?
Gaye gelip geçiyor; hasret yine eski yerinde…
Gelip geçen her şey ölüyor…
Allahın fermanı, bu… <<Neylerse güzel eyleyen>>in fermanı…
-Üstad Necip Fazıl Kısakürek-
Üstadın şu cümlesi çok vurucu değil mi?
<<Gayeme vardım!>> diyebilmiş tek hasret tanıyor muyuz?
Haydi herkes kendi iç mühasebesini yapsın. Düşünüyorum, alıyorum, veriyorum, eviriyorum, çeviriyorum; gaye ve hasret..
Evet, elbette hepimizin bir gayesi var, olmalı da(?)  Amma bu gayemizin bir derdi olması lazım gelmez mi?
“Derdim sensin derdim, sana bir şey diyebilseydim!” *1
Dertsiz gaye düşünün, aynı ayetteki gibi (صم بكم عمي) yani sağır dilsiz ve kör…
Hemen örneklendirelim. Misal dedik ki “Benim gayem tıp fakültesini bitirmek.” Bir gayemiz var ama neden diye sorduğumuzda el cevap:
-Çünkü iyi parası var.
-Çünkü toplum nazarında bir prestiji var.
-Çünkü ailem çok istiyor.
-Çünkü benim hayalim…
Hayır işte hayır bu sadece bir gayedir. Bu gayenin bir derde hamil olması gerekir. Aksi taktirde ben bu gayeyi üstadın dediği gibi neden hasretle bekleyeyim ki. Haydi diyelim ki bekledim mutmain olacak mıyız? İnanın hayır. Çünkü biz insanoğlu aç göz varlıklar mecmuası…
“Hangi kitap vardır ki, sonunda bir (son) olmasın ve hangi madde vardır ki, değişmeden bir saniye kalabilsin?”
Sonlu olan dünya için sonlu olan bir gaye istemek, bu durum küçük bir fanus içinde bekleyen balığın sadece yem yemesini gaye edinmesi gibi değil midir? Madem her şey değişim içinde ve sonlu ise bize yakışan sonsuzu istemek ve hasretle bekleyeceğimiz bir gaye edinmek değil midir?
“Baktığımız her ufkun öte yanına hasret;
Bir ömür sürüyoruz; nereye varsak hicret…” *2
Beklediğimiz her bir hasret aslında elde edilince anlamsızlaşıyor yahut bir şekilde anlamsızlaştırılıyor. Asıl hasret, özlem, aşk bize bu duyguları hasıl eden, bu fitili yakıp gönlümüzü kavuran Kûlli mevcudatın tek ve Rahim’i değil midir? Biz O’ndan gayrı neyi hasretle beklediysek hep kör kaldık. Hiçbir şey dindirmiyor o yangını, sağa sola savuruyor, hırpalıyor, sıkıyor bunaltıyor.. Amma ıslah etmiyor…
Velhasıl X,Y,Z kişisi hasretle beklediği  gayesine varamadı şu dünyada. Demek ki o gaye ve hasret;
 sağır, dilsiz ve kör..
SON SÖZ:
“Düğümlenirken uzun yolların ufukta ucu,
Bugün de gelmedi, hasretle beklenen yolcu.” *3

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here