Ana sayfa Genel Hayatın Yumrukları

Hayatın Yumrukları

1200
0
PAYLAŞ

Başlık çok klasik. Olsun devam.

Bugün ayın 4’ü değil 6’sı. Olsun devam.

Kitabevinde karşımdaki koltukta oturan adam kimleri okuyorsun sorusuna “Mustafa Akar eskisi kadar iyi yazamıyor” diyerek karşılık verdi. Cevapladım; içimden “Hadi lan oradan”, dışımdan daha nazikçe. Olsun hadi buna da devam.

Sokak arasında maç yapan çocukların arasındaki elinde koltuk değnekleri olan sakat çocuk sordu:
-Kaleci oyuncu var mı?
İşte burada devam edemiyorum. Aralarından geçerken birkaç sene önceki manzara gözlerimin önüne geliyor. Sakat babasına kaldırıma çıkması için yardım eden çocuk. Çocuk kelimesi ne kadar da masumlaşıyor bu cümlelerde. İmtihan kelimesini saçma sapan sınavlara girmeden öğreniyor bu küçük adamlar. Hayata karşı erken gelişiyor yumrukları.  Adem Turan’ın “Ürkek ve tedirgin büyüdüm / Yumruklarım sonradan gelişti” mısralarının aksine erken büyüyen adamların coğrafyası burası.

Bu vatan ve bu coğrafya. Yaşamın en pahalı olduğu yerlerin haritası. Enflasyon, develasyon, gayri safi milli hasıla, kredi notu… peh peh peh. İktisadi terimlerle doldu içimiz dışımız, Anadolu’nun bereket kavramı soframızdan eksildiğinden beri. Lakin hayır sadece ekonomik değil bu pahalılık. İnsani değerlerde çalışmanın, üretmenin hatta düşünmenin dahi pahalı sonuçlarının olduğu yerler. İhsan Şenocak Hocaya yapılan haksızlık örneğin. Her sene girecekleri sınav sistemi değişen öğrenciler örneğin. Elindeki bozukluklarla halk ekmek sırasında beklerken üstüne lüks otomobilden su sıçrayan babanın mahcubiyeti örneğin.

Yeni doğmuş kedi yavruları gibi gözlerimizi yeni açıyoruz hayata neredeyse. Hayatın zorluğunu ilk defa 18 yaşında kavramıştım. Yaşım 18’di, ÖSYM mağduruydum, üniversite öğrenimine adaydım ve İstanbul’a sevdalı. Gidecek bir yerim yoktu, bir sene pas geçtim bende kendimi. Geçen 5 senede gördüm hayattaki zorlukların bir kısmını ve hayatın çıraklığına terfi ettim. “5 sene sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?” sorusuna cevabım bu değildi elbet. Çünkü bu soruya cevabım olmadı hiçbir zaman. Bırak ay sonunu, gün sonunu zor getiren adamlarla kahvaltı yaptım çünkü ben defalarca.

Şimdi hayatın yumrukları karşısında gardımı almaya çalışıyorum. Gözümdeki morluklar değil parmaklarımdaki kesikler gösteriyor darbeleri. Ne kadar çabalasan da nafiledir çünkü her şey göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşmiştir.

Söylemeden bitirmeyelim: Mustafa Akar dedik ya yazının başında, Mustafa Ağabey, Türk Şiirinin ustalarından olmuştur daha genç yaşında. Memleket sevdasını eksik etmemiş, bu ülke için dertlenmiş şiirler yazmıştır. Onu anlamayan birkaç dangalağa da feda edeceğimiz nefesimiz yoktur böyle biline.

(Dangalak: Düşüncesiz, akıl yoksunu, boşboğaz.)