Ana sayfa Edebiyat Çok Fazla Düşünmenin Anlamı Yok Artık Bu Konuları

Çok Fazla Düşünmenin Anlamı Yok Artık Bu Konuları

1571
0
PAYLAŞ

Geç vakitlerde girmeye alışkın olduğu için çalışmayan lambaların dikkatine varmadan yukarı doğru çıkmaya başladı, birçok kez gözü kapalı girmiş olduğu bu binanın her karışını çok iyi bildiğini varsayıyor ve kör olsa dahi hiç zorlanmayacağını düşünüyordu. Halbuki halası ile daha önceden bu konu ile tartışmış ve amcasının bir sahtekar olduğunu ileri sürmüştü. Körler de görebilirdi, Ayhan için. Kapısının önüne geldikten sonra cebinde bir süre anahtarı aradı ve cebindeki ipe takılmış anahtarı ipi de hafifçe sökerek çıkardı ve kapıyı açtı. Anahtarı alıp kapıyı çektikten sonra tekrardan kapıyı açıp anahtar var mı diye kontrol etti. Daha önce unuttuğu anahtarları kapıcı erken uyandırıp vermişti. Erken uyanmaktan çekinmese dahi bir gün kapıcıya en rahat kimi soyarız diye sorsalar kendi isminin zikredilmesinden çekiniyordu Ayhan. Genç biri olmasına rağmen yalnızlığın onu yaşlı gösterdiğine inanıyordu. Ama yaşlı durmak, öyle hissetmek onu olgun kılıyor ve olgun duruşu sayesinde halen para kazandığına inanıyordu. Reklam işinde eskisi kadar para yoktu, en azından o kazanamıyordu. Halen gazeteye verilen ilanların en etkili iletişim stratejisi olduğuna inanıyor hatta bir gün akademide bunun üzerine çalışmak istiyordu. En kötü eski kafalı öğrenci tayfasının sürekli dersine geleceğinden emin gibiydi. Hatta bütün eski kafalılar onu sevebilirdi. Anne ve babasından da övgü alabilirdi böylece. Tatillerinin daha güzel geçtiğini ve kendi daha dinamik hissettiğini hayal etti, daha doğrusu öyle bir hayatı yaşamanın düşüncesine her gün kapılırdı. Hayaller her gün tekrar şekilde zihinden geçemezdi. Ama bu kadar güzel bir şeyi de hedef yapmak rasyonel düşünceye fazladan değer vermek olurdu ki böyle bir şeyi hiçbir reklamcı istemezdi. Çünkü Ayhan reklamcıların hayalleri ile para kazandığını zannediyordu. Tıpkı eski patronu gibi düşündü Ayhan, çünkü eski patronuna göre reklamcılar hayalleri ile para kazanmazdı, eğer bir şirketin kısa ve uzun vadeli hedefleri o reklamcının hayali değilse.

Ayhan yatmadan önce bunları düşünmek istemiyordu. Biraz daha devam ederse yatmayı tercih edecek kadar her günün konularıydı bunlar. Oysa ki hayatında onu heyecanlandıracak şeyler oluyordu. Kafasında şeylerin alemi vardı, dile vurduğu zaman canının sıkılacağı ve onu düşünme güzellikle mahkum edecek şeyler. Hayalinde bile çoğul kullanmak onun canını sıkıyor ve biraz da düşünmenin ona verdiği hazza bir destek oluyordu. Bütün meselesi iki kadından hangisini sevmesiydi.

Ey gönül,
Ardından nice yaralar bıraktın,
Bir kendini değil, beni de yaktın

İşte bu kadarlık bir ezgiydi mesele, ne yaparsak yapalım gönül meseleleri aslında daha çok bir safsataydı ama safsataların da tartışılacak yanı çoktu. Dünyanın düz olması bir safsata ise yuvarlak olduğuna da düz olduğuna karşı bir tartışmayla açıklama getiriyorsak demek ki safsatalar açıklanınca safsata oluyorlarmış. Bu meselenin de açıklanması lazımdı. Pek de mantıklı bir karar vermenin mümkün olmadığını düşündü. Elini yüzünü yıkadı biraz daha düşünebilmek adına ve kıyafetlerini çıkarmadan koltuğa oturup düşünmeye başladı. Gecelik elbiseleri ile bu kadar mühim bir konu hakkında düşünmesi mümkündü ama ciddi düşünebileceğini sanmıyordu. Ayna karşısında düzelttiği sakallarını oynayarak yeniden bozdu zaten çok da bozulmayacak sert kıllara sahipti. Gözünde sürekli kapanan kapaklar ile yaşamanın zorluğunu yıllardır çekiyormuş gibi iç geçirdi. Tek düşüneceği vakti de uykuya ayırmak bu konuyu çözmeden bitirmek gibiydi. Evli olmuş olsaydı acaba bunları düşünür müydü? Evli olduğunu ve yine iki kişi arasında kaldığını kurguladı kafasında, bir de karısı vardı, kadınlar bir anda üç kişi oldular. Evli olmadığı için kendisini pek de adi olarak görmedi. Aslında ikisinden biri edepsiz olsa rahat bir tercih yapmış olacaktı ve konu üzerine düşünürse edepsiz olmayanı, düşünmez ise edepsiz olanı seçecekti. Kafasındaki edepsizin zaten ciddiye almayacağı bir ilişki olacaktı böylece kimse üzülmezdi. Zaten kendisi de bağlanmayacaktı o edepsize çünkü edepsiz dediği birine aşık olmanın zor olduğuna inancı çok fazlaydı. Ayhan’ın uykusu vardı, sevmek üzere de olduğu iki kadın ve işin acısı seçmesi gereken de biri. İyi bir insanın nasıl karar vereceğini bilemezdi insan, çünkü insanlar pek de iyi değildi. En azından böyle mühim bir konuda iyilik pek de bir halta yaramayacak kadar öenmsizleşiyordu.

Çelişkiler üzerine bir hayat düşündü, mesela kumralsın ve sevdiğin iki kızdan biri esmer biri de sarışın. Mesela araba alacak paran yok yaşadığın ev senin üstüne. Peyniri çok seviyorsun ama kavuna alerjin var. Doktor olmuşsun ama ameliyat masasında ölmüşsün. Afrikalısın ama ülkene gelen beyazları çok seviyorsun, üstüne üstelik bir de seni sömürenleri. Küçük bir kız çocuğusun ama amcanı babandan daha çok sevebiliyorsun.

Lakin bunlar ne kadar çelişkiye sahip şeyler ki?

Ayhan iki kadından birini tercih edebileceğini düşündü, yanlış yapsa dahi. Ya da çıkarları uğruna birini sevebilirdi. Şansı varsa doğrusunu seçer yoksa diğerini, yaşayacaklarını ona yeni şeyler de öğretebilirdi ve her ikisi de iyi bir tercih olabilirdi.

Lakin iki kadından biri edepsiz değildi ki çelişkiyi çözebilsin.

Niyeti erdemli olabilmek ise sevdayı bir araç olarak kullanabilirdi, severek daha iyi bir insan olabilmek gibi bir şey ama aldatılmış bir sevenin ne kadar iyi bir insan olabileceğini kestirmek kendisi için pek mümkün değildi? Çıkarcı olacak kadar da önünde iyi fırsatlar durmuyordu.

Önündeki gazeteyi aldı, inandığı, hayallere dayalı ilanlar sayfalarda boy boy duruyorken hala doğru şeyler yaptığına kendini inandırıyordu. Tıpkı eski patronunun düşündüğü gibi. Yarın 09.05 geçe devlet adamlarının Anıtkabir’de toplanacak olması, saatin gece yarısını geçmiş olması ve kafasındaki iki kadıncağız ona yarının 10 Kasım olduğunu hatırlatan üç şey oldu.

Ne var ki ikisi de edepsizdi ve Ayhan kararını bu gece yarısına sığdıramazdı. Belki de erdemli insanlar doğru insanları sevenlerdir ama bu da uzak bir ihtimaldi artık çünkü erdemin sevda ile hiçbir alakası yoktu.

Seni
Ne aşk derviş eder
Ne de derviş aşık edebilir
Meşk lazım kardeşim
Meşk…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here