Ana sayfa Fotoğraflar ​Osmanlı’nın Kalbi, Rumeli’nin Gerdanlığı: ÜSKÜP

​Osmanlı’nın Kalbi, Rumeli’nin Gerdanlığı: ÜSKÜP

2511
0
PAYLAŞ

İstanbul’dan önce fethedilen Üsküp, Osmanlı’nın Rumeli efsanesinin başlangıcı sayılıyordu. Sonrasında Sarajevo ile birlikte asırlarca devam eden bu efsane Balkan savaşlarına değin uyum göstermiştir.

Evvelde Kosova’nın vilayet merkezi olan Üsküp 1912 Balkan savaşlarına kadar Osmanlı’nın himayesinde durmuş. Ancak daha sonra Sırp ve Bulgarların, takibinde ise Yugoslavya’nın idaresinde nice sıkıntılar çekmiştir. 1991 yılında bağımsızlığını ilan ederek Makedonya’nın başkenti olmuştur. Yine de Müslümanların sıkıntılarının tamamen bittiği anlamına gelmemiştir bu durum.
Üsküp, Vardar Nehri üzerine inşa edilen taş köprü ile adeta iki ayrı şehir haline gelmiştir. Müslümanlar aleyhine gelişen olaylar neticesinde günümüzde Müslüman / Bulgar mahalleleri olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Birinin rüyası eski günlerine geri dönmek iken diğerinin rüyası ötekini tamamen yok etmektir.
Eski Üsküp sokaklarını ve çarşısını gezerken Osmanlı ruhunu hissedebiliyorsunuz. İnsanların sizleri selamlamasından, misafirperverliğinden, Türkçe konuşmalarından kendinizi Anadolu’da bir yerde zannediyorsunuz.
Tekkeler, camiler, korunmaya çalışılan mimariler ile Eski Üsküp tüm samimiyetini muhafaza etmeye çalışıyor. Börekçilerin ve çay ocaklarının havası bana hasret kaldığımız zamanları hatırlattı. Hani eskilerin anlattığı semt mahalleleri olur ya, işte tıpkı öyleydi…
Sokaklarını gezerken hissettiğim huzur ve çayını içerken hissettiğim mutluluk paha biçilemez. 🙂
İsmi ile müsemma bir şehir. Neden mi? Üsküp isminin Latincede “sığınalacak yer” manasında kullanılan “scupi”den geldiğini biliyor muydunuz? Scupi – Skopje – Üsküp… Böyledir…
Gerek Osmanlı dönemindeki edebiyat hayatımızda gerek ise daha sonralarda Üsküp’ün bizdeki yeri hep başka olmuştur. Osmanlı tarihi boyunca çıkardığı vezirler, şairler, valiler, alimler ile gönüllerde taht kurmuştur Üsküp…
Yahya Kemal merhumun da memleketi olmakla beraber anneciğinin kabri de İsa Beg Camii’ndedir.
Şehrin kuzeybatısında bir yerleşim yeri olan Tetova (Kalkandelen olarak da bilinmektedir.) Pena Nehri kıyısında kurulmuş sevimli bir mekan… -Büyük kabristanlar ve sonrasındaki birkaç fotoğraf oradan.- Burada en bilinen şey ise Alaca Camii’dir. Caminin iç ve dış süslemeleri oldukça ilgi çekici ve intizamlıdır. Paşa Camii adıyla da bilinen Alaca Camii, Tetova’nın eski kısmında Köpüklü(Pena) Nehrinin yanında bulunmaktadır. 1495 yılında Hurşide ve Mensure hanım adlarında iki kız kardeş tarafında yaptırılan camii 17. yüzyıl sonlarında Kalkandelen`de meydana gelen yangında büyük hasar görmesi üzerine, 1833 yılında zamanın meşhur muhafızlarından Recep Paşa’nın oğlu Mutasarrıf Abdurrahman Paşa tarafından yeniden inşa edilerek genişletilmiştir.
Şehrin güneybatısında ise Ohri bulunmaktadır. Tabiatı ve gölü ile muazzam güzel bir yer. Kayıklı fotoğrafların olduğu ufak seri de oraya ait.
Başka muhtelif fotoğraflara geçmeden evvel sizlere Yahya Kemal merhumun dizeleri ile selam ediyorum…

“Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyarıdır,

Evlad-ı Fatihan’a onun yadigârıdır.

Firuze kubbelerle bizim şehrimizdi o;

Yalnız bizimdi, çehre ve ruhiyle bizdi o.”
Balkanlar, Üsküp öyle güzel ki fotoğrafları seçmekte çok zorlandım. Keyifli okumalar. 🙂