Ana sayfa Edebiyat Uyduğun Kimin Vasiyeti?

Uyduğun Kimin Vasiyeti?

1281
0
PAYLAŞ

Şöyle buyuruyor ruhumuzu en iyi bilen; ‘’…Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız..’’ Bizi birbirimizle imtihan edeceğini, baştan haber vermiş en güzel terbiye eden. Hangi yönümüz törpülenmeliyse ona sebep olacak insanı bilhassa kaderimize denk getirerek hem de. En hassas noktalarımız ve en sivri yanlarımız, yumuşayıncaya ve iyileşinceye dek bu imtihan sürecek.

Üslup savaşı yaşadığımız bir zamandan geçiyoruz. Sözün bin türlü söylenecek şekli varken en çirkininin tercih edilmesine karşı sabredebilmenin sınavına dâhil oluyoruz.

Aslında çözümü öyle açık vermiş ki bize en tatlı hitap eden; ‘’ Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.’’

Sözler arasından nefsimize en ağır geleni kalplere en hafif gelenidir muhtemelen.  Ama ne var ki ağırlık taşımayı sevmiyoruz. Kollarımız, omuzlarımız, gönlümüz ağrıyor sözlerimizin yükünden. Bozgun şeytan da devreye girince kördüğüm oluyor mesele.

“Mârifet, haklı   olmaktan  vazgeçmekmiş…” der bir büyük zât.

Vazgeçtiklerimiz, seçtiklerimiz O’nun için olunca kıymetleniriz O’nun katında da.

Yıllar önce hâl ehli bir hanım sohbetinde şöyle söylemişti. “Allah için aldatılın. Bırakın karşınızdaki kişi sizi kandırdığını zannetsin.”

Fazlasıyla zor evet. Çünkü içimizde beslediğimiz nefis kendimizi haklı çıkardığımız sözlerden gıdasını fazlaca almış durumda.

‘Zor yola kolay kişilerle çıkmamak’ gerekse de bazen yolundaki kişileri sen sınırlandıramazsın. Baştaki ayeti hatırla, bizi birbirimizle sınayacaktı ya hani.

Bu yollardan geçerken kalbine yalancı çıktığın da olur. Hayal kırıklığına uğrarsın en ukdelisinden. ‘Tanıştığına sevindiklerin, tanıdığına üzüldüklerin’ olabilir.

Yine yıllar evvel bir sohbette “İnsanlar arasındaki ilişkilerde dengeyi nasıl korumalıyız? ” diye bir soru sorulmuştu.

Şöyle söylemişti sohbeti veren de çok hoşuma gitmişti: “Her insanla senin aranda bir ip bağlı olduğunu düşün, uzaklaşırsan aranızdaki ip gerilir ve kopar, çok yaklaşırsan da ip birbirine karışır. İşte o ipin mesafesini dengede tutacaksın, dümdüz olacak”

İp bizim elimizde esasında. Olay ve durumlara göre o ipe nasıl sahip çıktığımız mesele.

Açıklamasını Allah’a yapabildiğimiz şeylerden ötürü kul önünde boynumuzu eğecek değiliz. Ancak değer verip yarattıklarına da açıklama borcumuz var. Karşı tarafı küçük görüp, konuşmaya değer bulmamak Kabil’in mirası.

Kimin vasiyetine uyduğumuz hayatımızı belirler.

Şu üç günlük dünyada ölene kadar haklı olsak da, bu haklılığımız Allah’ın hoşuna gitmiyorsa zerre kıymeti yok.

Hani hep dua ederiz ya Allah kıymet bilenlerle karşılaştırsın diye, bu sefer de şöyle dua edelim.

Allah’ım; bizi senin katında kıymetli eyle ve senin kıymet verdiklerinle karşılaştır.