Ana sayfa Dergiler Son Düzlük

Son Düzlük

1170
0
PAYLAŞ

Birinci sınıfa başlayan küçük bir kıza en son hediye edilecek kitabın İbrahim Tenekeci ‘’Son Düzlük’’ olduğunu kasiyer kızının ağabeyime bahsetmesi lazımdı.
Ya kasiyer söylemedi ya da ağabeyim dinlemedi. Ben ağabeyimin dinlemediğini varsayıyorum.

Son Düzlük, kitaplığımın raflarında en arka sırada yerini alırken benim zihnimi ”Ökkeş” serisi cezbediyordu. Orta okulda Christy Brown eserleriyle tanışıp duygu göletine yuvarlanmıştım. Oysa ki Süleyman Çobanoğlu’nun dizeleriyle henüz karşılaşmamıştım. Lise bir ile tozlanmış kitaplardan baş çeken Son Düzlük tekrardan elimde yer aldı. Otobüs köşelerinde incelemelerde bulunurken ilk defa işittiğim kelimeleri hıfzetmeye çalışıyordum. Beğendiğim her cümlenin altını çizer küçük kara kaplı defterime notlar alırdım.
Şiirlerini okurken kalbimizin ellerinde atmasını sağlayan güzel bir insan. Her kitabı tekrar tekrar okunası.
Üzgünlükle bizi içine çektiği serüvenine sımsıcak şiirleri ile iyiden iyiye ortak etmiştir. O gidiyor biz izliyoruz. O yazıyor biz okuyoruz. Her dizesi hayatın üstesinden gelen bir bıçak sanki. Saplanıp kalıyor öylece, yüreğimizin orta yerinde.
“içimden dedim beraber yüreyelim olur mu
varsın gemilerimizi taşıyamaın sular
varsın yarı yolda uyuya kalsın
bize gönderilen bahar”

Şiiri mutluluğu uyandırıyor ansızın. Kelimelerini bir ormanın içinden geçirip nehirlerle sunuyor bize.

“Bütün gün oturdum yedek kulübesinde
ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye
çay söyledim kahveden”

Dizeleri hayatı sallıyor kucağında. Akın akın dalga geçiyor hayatla/ zorluklarla. Tarifi zor şiirler yazıyor Tenekeci. Sözü yormadan.
“Müşterek çabaların bereketine inanan bir insanım. Beraber başarmak kadar başaramamak da kıymetlidir.
Edebiyat uzun soluklu ve yorucu bir yolculuktur. Gençlik çağlarında, bir grup arkadaşla birlikte yola koyulursunuz. Zaman içinde bazı isimler birkaç adım öne çıkar. Kiminin ise dikkati dağılır, önceliği değişir, gücü yetmez. Kimi kendine mahsus bir dünya kurar, kimi mevcut hayatın bir parçası olur. Dostluk ve oturmuşluk işte burada başlıyor. Arkadaşımızın başarısına sevinmeli, onun nasibini kıskanmamalıyız. Geride kalmanın acısıyla hereket edenler, güzel bir yere varamazlar. Sonrası genellikle pişmanlık oluyor. Keşkeler çoğalıyor.
Edebiyat, yolculuktur. Bu yol, insanı kendine getirir. Getirmiyorsa eğer, sorun var demektir.”

İbrahim Ağabey ile tanışmak nasip oldu çok şükür. Muhabbetiyle neşelendirmişti gönlümüzü. Günün hatrına Son Düzlük’ün son basımını armağan etti.
Göz yaşları tutamadık tabi.