Ana sayfa Genel Neler Ettik Kalbimize?

Neler Ettik Kalbimize?

693
0
PAYLAŞ
10 sene öncesiydi. Yaralı ceylan Muhammed’i anlatan Filistin programları düzenler, Eşref Ziya’dan vuslat mı hasret mi ezgisini dinleyerek vuslat hayallerine dalar, bir mazlum haberi alırsak canımız tenimizde atar, dilsiz şeytan olmamak için olan koşturmalarımızla edilen alayları umursamaz, seçtiğimiz yola sımsıkı bağlanırdık.
Mustafa Demirci dinlerken kalbe gelen heyecanlı duygularımız, Dursun Ali Erzincanlı şiirleri ile gözlerimiz nemli uykuya dalmalarımız, Ömer Karaoğlu ile heyecanla ayağa kalkmalarımız vardı.
Şimdi zor hisseder olduk. Her şeyde mantık arayan bir şeye döndü kalbimiz.
Derinden hissettiğimiz ne varsa hepsinin ayarlarıyla oynadılar. Öyle kolay inanmıyoruz, hemen sarılmıyoruz ağlayan kardeşimize. Hep bir bit yeniği arar olduk. Vurulmaktan korkuyoruz artık.
Yıllar önceki cesaretimiz, her cuma aşkla Yasin okuyup ardından gözyaşı ile dua eden teyzelerin imanına yakındı. Şimdilerde kanıt arayan bir şeye döndü kalbimiz. Gerekçeli insanlar olduk. O zamanlar inandığımız doğruları yaşamakta zorlansak da duyduğumuz lezzet de ona mukabil artıyordu. Fedakârlık gerektiren, fedakârlığın ihlâsı kuvvetlendirdiği günlerdi.
Önceden delilimiz kalbimizdi, şimdilerde his kalmayınca matematiğe döndü. Duygularımız hesap tablosu oldu sanki. Karşılığını alacaksak toplama, alacağımız varsa çarpma, vereceksek de çıkarma işlemi yapıyoruz. Fakat en çok da bölme işlemiyle vakit harcıyoruz. Kendimizi bir kenara herkesi ayrı bir yana bölüyoruz. Kimseye inanmadığımız için en çok beğendiğimiz ve inandığımız kendimizde yanılıyoruz.
Esprisi yapılmayan bir değerimiz de kalmadı muhtemelen. Her şeyi basite alır olduk. O yüzden de aşırı mutluyuz elhamdülillah. Paylaşımlarımız da sevincimizin kanıtı. O kadar mutluyuz ki dünyaya imtihan için değil de, en çok kim mutlu olduğunu gösterecek sorusuna cevap olmak için gelmiş gibiyiz. Kendimiz dışında herkesle yeni bir yarışa giriyoruz her gün.
Olur da mutluluk değil de derdimizle görünürsek o da ayrı bir dert gerçi. Bir yaranın kabuğunu kaldırmaya çalışırcasına sorar insanlar. Umursamadan ve acıtarak sorarlar. Yutkunarak uzaklara dalman, veremediğin cevabın sessizliğinde kaybolman için gözünün içine baka baka sorarlar. Sormasınlar diye göstermelik bir şeye döndü kalbimiz.
Bir gün mutlu olduğumuzu göstermezsek ertesi gün öldüğümüz düşünülebilir ya da. Mazallah aman da ölmeyelim. Bin bir türlü plan yapalım fakat sakın araya ölüm ihtimalini koymayalım. Çünkü dünyalık zevklerimiz yok edilmemeli, dünyanın sonu olduğu aklımıza gelir bunalıma falan gireriz. Ağaç altında gölgelenmelik bir dünya ise burası biz o ağacın altını da satın almalıyız çünkü. Hiçbir şeye yetmeyen zamanımızla her şey hakkında bilgi sahibi olup, her şeye ulaşma derdindeyiz.
Bu hissizlikle, düştüğümüz bu çarkta dönerken dirilemiyoruz.
Çünkü ne olan ne ölen bir şeye döndü kalbimiz.