Ana sayfa Dergiler Köprüden Sonraki İlk Çıkış

Köprüden Sonraki İlk Çıkış

896
0
PAYLAŞ

Duvar takvimine başımı kaldırıp da baktığımda gelecek için birkaç hafta ilerisine gidebilirken geçmişe döneceğime aylar öncesine dönüyorum. Kışın ardından gelen baharı tam anlayamadan gelecek olan yazı düşünüyorum. Aklımda bir sürü ihtimal beliriyor.

Dün ve yarın arasında elimizde sadece bugün kalıyor. Geçtiğimiz nisan ayına bakıyorum, bir ay içinde mi yaşandı 30 gün hatırlayamıyorum. Anılar zihnimizde ve telefon galerimizde kalıyor tarihleri oradan çıkartıyorum. Yapmadıklarım, yaptıklarımın karşısında büyüktür işaretiyle yer alıyor, ben yanlarından geçip gidiyorum.

Yeni aya yeni umutlarla başlıyorum..

Erken Seçim

Nisanda gündemi tamamıyla değiştiren haber erken seçim kararı oldu. 2019’da yapılması gereken Başkanlık ve Yerel Seçimleri erkene alındı ve 24 Haziran 2018’de yapılmasına karar verildi. İşin aslı nedir ne değildir bilemeyiz bize düşen sadece seçimlerin hayırlı olmasını dilemek ve doğru bildiklerimizi insanlara anlatmak. Zira birilerinin eski cumhurbaşkanı üzerinden kurmaya çalıştığı kirli oyunların ardı arkası kesilecek gibi gelmiyor. Dövizin rekor üzerine rekor kırdığı, şehit haberlerinin kesilmediği böyle bir dönemde hiçbir şey yapmadan oturmak bizlere yakışmaz çünkü. Enfal Suresinin 30. Ayeti şöyledir: “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.”

Edirne Seferi

Geçtiğimiz ay nasip oldu 2-3 saatliğine Edirne yollarına düştük. Halledilmesi gereken acil işler nedeniyle Osmanlı’ya başkentlik yapmış bu şehri adam akıllı gezemedik lakin ısrarımla Selimiye Camiine gidebildik. Edirne’deydik ama Edirne’de olduğumu hissedemiyordum. İstanbul’un yeni gelişen semtlerinden birindesiniz deseler itiraz etmezdim. Şehirde maalesef ki Osmanlı’nın ruhunu o ya da bu sebeple azalmış. İşte umudumu kaybetmeye yaklaştığım anlardan birinde karşıma çıkan manzara karşısında arabayı durdurtup fotoğraf çekmeye başladım. İki yolun birleşimi arasında kalan alanda Osmanlı’dan kaldığı anlaşılan mezarlık “Ben buradayım” diyordu. Ne olursa olsun Osmanlı bu topraklara mührünü vurdu ve mühür bu topraklardan çıkmayacak Allah’ın izniyle.

Bir vefa borcu: Abdullah Oğuz Ağabeye yol arkadaşlığı için teşekkürler. 🙂

Türkiye Hattı

Otobüsteki kalabalıktan olması gerek sesini duymamıştım. Ya da babası “Uykusu gelince sersemliyor” cümlesindeki haklılık payı olan uykusu kapalı yola rağmen çıkagelmişti.

Bebekler bize normal gelen olayları daha iyi hissederler ve tepkilerini gösterirler. Pazar akşamının eve dönüşündeki hınca hınç dolu otobüste yaşanan huzursuzluğu hissetmemesi kaçınılmazdı bu bebeğin de. Yoksa ne pazar akşamından ne yarın iş olduğundan ne de evde bekleyen muhtemel faturalardan haberi vardı yavrucağın. Yaşadığı sıkıntıyı anlatmaya çalışıyordu ağlayarak ki otobüs sakinleştiğinde azalan ağlaması da yaşananları tatbik ediyordu.

İşte tüm bu koşullarda arka koltuğumdaki kadının ninni söylemesi de bebeğim ağlamasını azaltmıştı. Mustafa Akar Ağabeyi hatırlamamak mümkün mü: “Annelerin ideolojisi yoktur, merhametleri vardır”

Dışarıdan bakan için komedi olacak bu sahneler karşısında ben ise okumaya başladığım kitabımı yarıda kesip otobüsten annesinin kucağında inen bebeğin arkasından telefonumu çıkartıp bu yaşananları yazmaya başladım. Üstelik yanımda oturan kişinin kulaklık takmadan telefondan izlediği videolarının tacizi altında.

Türkiye, sen ne güzel sosyoloji öğretim merkezisin be…

Dergi Fuarı

Bu seneki dergi fuarı 8-13 Mayıs tarihlerinde Sirkeci Garı’nda gerçekleşti. Fuara yetişen 6. sayımız yüzümüzü güldürdü.

Gençlik dergileri bölümünün garın arka tarafında kalması fuarın bir nebze durgun geçmesine sebep olsa da katılabilmiş olmanın şükrünü yaşadık. Bitmeyen dünya telaşları nedeniyle iki arada bir derede yürüttük fuar çalışmalarını. Standımızda büyük emek sarf eden Muhammed Es’ad İşlek , Muhammed Said Çimen, Kübra Korkman, Mücahit Aymaz, Mehmet Burak ve Ömer Faruk Kurt kardeşlerime teşekkürlerimi sunarım. Onların gayretleri ile fuarımızı tamamladık.

Gelecek fuarları beklemeye koyulduk, Rabbim mahcup etmesin…

Arkamızdan Kalan

Bir yerden ayrılırken yüzün yerde değilse ve gidişine üzülen insanlar kalıyorsa arkandan evet bir şeyi başarabilmişsindir. Yine de insan üzülmeden edemiyor. Nisan ayının en acıklı cümlesiydi: Tüm vedalar kalbime ağır geliyor.