Ana sayfa Genel Kısa Yolculukların Bize Kattıkları..

Kısa Yolculukların Bize Kattıkları..

693
0
PAYLAŞ

Gittiğimiz her yer bize bir şeyler katar dedik ve düştük yollara. Kuzeyden güneye doğru indiğimiz için güneş karşımızdaydı. Güneşi izleyerek yolculuk yapmak güzel olsa da güneşe karşı araba kullanmak tavsiye edilecek bir şey değil 🙂

Sapanca Gölü’nü dolanıp Bilecik yolundan Taraklı’ya doğru bir rota çizdik Büşra Nur ile kendimize. Birlikte yaptığımız ilk uzun yolculuktu ve ikimizde daha önce gitmediğimiz bir yere gidiyorduk. Daha önce araştırma yapmadığımız için yolun virajlı olması özellikle beni biraz strese sokmuş olsa da çok keskin virajlar yoktu. Yukarı çıktıkça yol kenarlarında görmüş olduğumuz karlar bu sene kar görmeyen bizler için sevinç sebebi olmuştu. Ağaçları, dağları ve yukarı çıktıkça manzarayı izleyerek devam ettik yola. rahatlamıştık. Aracımızı müsait gördüğümüz bir noktaya bıraktık ve keşif gezintimize başladık.

Etrafta tabelalar vardı ancak biz tabelalardan ziyade sokaklarda gezerek yolumuzu bulmayı tercih ettik ve kafamıza göre bir yöne döndük. Restore edilmiş konakların yanı sıra restore edilmemiş hâlâ tüm doğallığını koruyan evler daha anlamlıydı ve bir dili vardı. O eski evlerin dökülen duvarları adeta yaşanmışlıkları konuşuyordu. Bir boya veya tahta parçası ile örtülmemişti üstleri…

Şanslıyız ki hava açıktı ve dağların arasında olan bu yerde beynimize giden oksijen miktarı bir hayli arttı. Sokaklardan fotoğraf çekerek ilerlerken meydana ulaştık en sonunda.

 

Meydan kalabalık değildi, sakin sakin gezdik hediyelik eşyaların ve yöresel lezzetlerin bulunduğu tezgâhları. Üstelik gökyüzünün açıklığı ayrı bir sekinet katıyordu adımlarımıza.

Arada kalmış bir tezgâh ve başında bir amca vardı. tezgâhı incelerken hemen bize uğut tatlısı diye undan yapılan bir tatlı ikram etti ve başladı tezgâhtaki ürünleri tanıtmaya. Tabii hepsi kendi yaptıkları ürünler olunca gıda mühendisi olan arkadaşımın ilgisini epeyce çekti. Büşra Nur sordu amca anlattı. Uzunca bir muhabbetin ardından ellerimiz ve gönlümüz dolu ayrıldık tezgâhın başından. İlginç olan ise dönüp dolaşıp yine kendimizi amcanın tezgâhın başında bulmamızdı ve tabii ki amcanın gözlerindeki mutluluktu. Giderseniz eğer çam reçeli, uğut tatlısı vb. lezzetleri almayı ihmal etmeyiniz..

Eski evlerden birinde kahvelerimizi de içip oksijen çarpılmasından sonra kendimize geldikten sonra hava kararmadan yola çıkmaya çalıştık virajlı yollarda zorlanmamak için. Tabi Taraklı’nın da kırk yıllık hatırını almış olduk. 

Yol güzel, gün güzel, dost güzeldi.

Heybenizi doldurmak yeni yerler görüp, yeni yüzler tanımak için bir yolculuk yapacaksanız eğer gittiğiniz yerden önce kiminle gittiğiniz mühimdir, yola can katan dosttur çünkü..

 

Tabii Taraklı da bir dost ile gidilebilecek kıymetli bir yermiş ki gezimizin tamamı istifadeli ve eğlenceli geçti. Geç saatte gittiğimiz için Taraklı’ya yakın olan Göynük’e gidememiş olsak da içimizde kaldı, siz erken gidip o güzel ilçeye de uğramadan geçmeyiniz.

Dönüş yolunun en zevkli yanı ise yeni yerleri keşfetmenin hayallerini kurduk. Çünkü ne diyordu Yahya Kemal “İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.”