Ana sayfa Genel Kaybetmenin Kazandırdıkları

Kaybetmenin Kazandırdıkları

267
0
PAYLAŞ

Sezai Karakoç’un ilk okuduğum kitabıydı Yitik Cennet. Lise yıllarında tevafuken evde bulup heyecanla okumuştum. Kitap özü itibariyle Hz.Adem ve Hz.Havva’nın cenneti yitirmeleri üzerinden bir mesaj veriyor. Cenneti yitirişimiz esasında Allah’ın bir muradı ve bu yitiriş yeniden kazanmanın, yitirdiğimizi bulma yolunun başlangıcı. Kaybettiklerimizin kıymeti, onlar bizden gidince görünüyor gözümüze ve insan o vakit peşine düşüyor yitirdiklerinin. Biz en yüksek makamı yitirerek en aşağıya yani dünyaya indik. Bu iniş – veyahut indiriliş- zahirde ne kadar kötü olsa da yeniden yükselişin fişeğini ateşliyor. Çünkü artık düşmüyoruz, ayaklarımız yere basıyor ve şimdi tekrar evet tekrar yükselebiliriz.

İnsanlar genellikle hayatlarının oturmasını, bir rutine bağlanmasını ister  – her ne kadar bu rutinden de sıkılsa da -.  Fakat yaratan öyle bir denge kurmuş ki şu içinde olduğumuz hayat kalp atış grafiği misali. İnsanın yaşamı keskin inişler ve o inişlerin götürdüğü yükseliş ikileminde deveran ediyor. Aradığımız güzellik de eğer görmesini bilirsek burada, her şeyin zıddıyla kaim olduğu yeryüzünde. Sonsuz mutluluk isteğiyle tıka basa doluyuz ama yinede mutluluğu kaybedip tekrar bulmak için çabalamayınca da anlayamıyoruz.

Özetle Sezai Karakoç, kaybetmezsek kazanmanın derdi aklımıza gelmez diyor. Bugün bir salgın sebebiyle birçok şeyi yitirdik. Aslında daha öncesinde yitirdiklerimizin – aile, ev, cemaat, cuma, dostluk- farkına varmaya başladık. Şimdi ise elimizden giden güzellikleri yeniden kazanma çabası gerek bize. Çabanın başlangıcı da cennet nimetini yitiren anne ve babamızın yaptığı gibi dua. Duayı düştüğümüz yerde sığınak bilmek çünkü fıtratı değişmeyen insanın muhatap olduğu  imtihanlar şekil değiştirdiğinden aynı sığınağa sığınmak düşüyor bize.

قَالَارَبَّـنَاظَلَمْنَٓااَنْفُسَنَاوَاِنْلَمْتَغْفِرْلَنَاوَتَرْحَمْنَالَنَكُونَنَّمِنَالْخَاسِر۪ينَ

Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”

Araf Suresi, 23

Kendimize zulmettik ifadesi çok manidardır. Bir şey olması gereken yerden alıp başka bir yere koymak anlamına gelir zulüm. Bugün bu dua bize şunu gösteriyor: Kendimizi, ailemizi, dostlarımızı, ümmetimizi olması gereken yere koymadık ve kendi kendimize zulmetmiş olduk. Çözüm ise duanın devamında, yaratandan mağfiret ve rahmet dilemek. Bundan başka kurtuluş yolu yoktur ki Allah yine şöyle buyurmuştur:

“Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir. “

Enfal Suresi,33

Allah her zaman için bir edep takdir etmiştir. Zamanın edebi de zamanın gerektirdiği gibi hareket etmektir. Zamanın edebi bize kendine dön, özüne dön, eve dön kaybettiklerini kazanmaya dön diyor olsa gerek.

Merhum şehit Halil Kantarcı ağabeyin sözlerini de bugünlerde hatırda tutmak gerekir:

“Şimdi en kuvvetli bağ ile kenetlenme zamanı sevdiklerimize, güvenip inandıklarımıza. Rüzgar diner, zaman geçer ve biz kurtuluruz! İnanın…”

Fotoğraf: Beyzanur Yazıcı