Ana sayfa Edebiyat Haykırsam Kollarımı Makas Gibi Açarak!

Haykırsam Kollarımı Makas Gibi Açarak!

960
0
PAYLAŞ

 

“Kimi zaman ruhta yer yarılır, gök sarsılır, kaynar sular akar, dağlar devrilir…”

Yürek dedikleri lâ-mefhûm şey… Ruh ile bütünleşmiş bir tev’em…

Öyle ki yırtar ortalığı bir gece ansızın. Bir düş bir gerçek bir hayal. Ve anlamak ihtiyacı doğar bir anda. Bir şeyler fışkırır durmaksızın. Her adımda bir istifham kaldırır başını. Bir gün biri gelir tüm bu kalp çarpıntılarına tok bir sesle “aşk” der ve ışıl ışıl gözlerle sözlerine devam eder; sakın bu aşkı kaybetme. Sen aşksız yaşayamazsın belli. Gözlerinden belli… Bu bir dava aşkı! Bu aşkı hep diri tut ki senden sonra gelecekler senin rüzgarında yelken açsınlar!

Ama bir dakika beni mutmain etmeyen bir şeyler var. Bu böyle mi olmalıydı?

Ve el-cevab; kalbinin mutmain olmadığı hiçbir şeyi yapma!

Peki ya yapmak zorundaysam?

Kalbinin ve ruhunun “lâ” dediği hiçbir işte mutlu olamazsın…

Ya Rabbi ne yapmalıyız? Her şey o kutsal davamız içindi madem peki bu gördüklerim, insanların kölesi oldukları bu hırs, bu yarış, bu gözü dönmüşlük. Bazı şeyler ne de çabuk değişiyor. Nerede olduğumuzu nereden geldiğimizi; yok yok, hayır en önemlisi de neden burada olduğumuzu unuttuk! Herkesin kapıldığı bir selde olacaksak, işte bizde farksızız Kaf dağındaki o kalabalıklardan.

Kalabalıklar. Kalabalıklar.. Kalabalıklar…

Koca bir kalabalık!

Üstadın mısraları nasıl bir yürekle yazılmış?

“Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!

Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:

Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,

Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden.”

Heyhat Üstadım, işte o kalabalıklar içinde kaybolup gidenler. Bir öyle bir böyle yalpalayanlar.

Amma ki inanmalıyız. Bu düzenin böyle gitmeyeceğine. Gitmemeli Üstadım. Hayalimizdeki gençlikle olacak bu. Nasıldı hitabemiz;

“Bir gençlik, bir gençlik, bir gençlik…

“zaman bendedir ve mekân bana emanettir! şuurunda bir gençlik…”

İşte  ne zaman bu hitabeyi okusam “Bir şey kopuyor içimden, şey, her şeyi tutan bir şey!”

Ve bir hayata tutunmuşluk, bir silkelenme, bir yeniden başlama arzusu ile doluyor ruhum tüm iliklerime kadar. Çünkü ümmet bizleri bekliyor! Çünkü

“Yaşamak debelenir içimizde kıvrak ve küheylan

Bizi artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz

Çünkü biz ayaklanmanın domurmuş haliyiz

Yürüsek rahmet boşanacak.

Ve onlara bir karşılık vereceğiz…”

Ey benim zarif şehrim Kudüs ve ey mim yönüm Mekke ve ey zindanların efendisi Mısır ve ey Müslüman coğrafyam ve ey ulu Rabbim! Aşkımızın ateşi eğer bir gün sönerse…

Kalabalıklar, kalabalıklar ve kalabalıklar…