Ana sayfa Genel Hayatın Deltası

Hayatın Deltası

957
0
PAYLAŞ

Son zamanlarda ruhumu en fazla daraltan olayların başında değişimler geliyor. Fizikte delta olarak öğrenmiştik değişimin sembolünü. Tüm hayatımızı o sembole hapsetmek istiyorlar.

Şimdilerde ise tüm semboller birbirine karışmış durumda. Formülleri her yazdığımızda bizi başka bir sonuç bekliyor. Başladığımız işleri bitiremiyor, yarım kalan işlerimize ise dönemiyoruz. İki arada bir derede ve hiçbir yerdeyiz. Bu sıkışıklık hissi, bu zamansızlık düşüncesi biraz daha tedirgin ediyor her şeyimizi. Dargınız dalgınlığımıza.

Kaçmaya fırsat bulup da biraz olsun kafamı dinlediğim, kendimle yalnız kaldığım şehrin tüm gizli köşelerinde kötü sürprizlerle karşılaşmaya başladım. O güzel bâkir yerler bir şekilde dönüştürülmeye başladı. Ya o sokağa çıkan yolu değiştirdiler ya o kuleyi izlediğim yerin önüne saçma bir kule diktiler ya da birilerince sahiplenindi… Sadece şunu belirtmek gerek: Ne yaparlarsa yapsınlar hatıralarımıza o elleri uzanamayacak. Bize derman yine bir sokak levhasından gelecek. Adı üstüne, Hatıra Sokağına giren bir daha çıkamaz.

“Canımız fânidir, hakkımız bâki.” diye yazmıştı İbrahim Ağabey. Bizden bu şehri çalanlara, ihale üstüne ihale kovalayanlara, değişimi ranta çevirip dönüşümü hızlandıranlara belki biz bir şey yapamayız ama Allah’ın adaleti er geç tecelli edecektir.

Daha ötesini susmak istiyorum. İsyanımın hüznünü bundan yaklaşık 18-19 sene Ali Haydar Usta haykırmıştı Samatya Meydanında. Şimdi biraz da ona kulak verelim: