Ana sayfa Dergiler Gurbet Ellerden

Gurbet Ellerden

1013
0
PAYLAŞ

Keder yüklü gemiler geçiyor gönlümün limanlarından

Gökyüzüne bakıyorum güneş bulutları kıskandırıyor

Karşı kıyıdaki denizin sevgilisi beyaz martılar

Karabatakların katran rengiyle karışıp zihnimi bulandırıyor

Sabah 7:40 vapuru karadan hareket ederken

Anılar beynimde köpüren sular gibi çalkalanıyor

Her şey karmaşık şimdi, aynı kalkış düdüğü misali

Öyle gürültülü ki öylesine kirli…

Ey İstanbul!

İçimi kemiren, yüreğimi eriten koca şehir İstanbul

Kaç ay geçti kaç yıl ya da kaç asır?

Sahi ne kadar oldu kendi içine dönmeyeli?

Bak güneş çekildi kenara geldi yağmur bulutları

Şimdi hafif hafif okşuyor yüzünü ıslak inciler

Sanki içinin tınısını ezberlemişcesine

Yüreğini titretiyor rüzgarın sakin kızı meltemler

Ağır ağır in artık gıcırdayan tahta merdivenlerden

Karış kalabalığa ruhunun kırık pencerelerinden

Çek içine çek toprağın kokusunu

Göğe bak yeniden yeniden ve yeniden

Fısılda göklere

Son kuşların gittikleri diyara selam gönder yeryüzünden

De ki;

Gelmeyecek misiniz bir daha bu çorak topraklara?

Bekleyeniniz var gurbet ellerden…