Ana sayfa Genel Dert Meselesi

Dert Meselesi

482
0
PAYLAŞ

Rotasını kaybetmiş bir gemi, rüzgârda savrulan yaprak, pazarda kaybolmuş çocuk çaresizliği gibi üşüşüverir düşünceler zihnimize. Zihnimizin karmaşıklığına kalbimizin çaresizliği eşlik eder. Derin derin alınan nefesler, uzaklara dalan gözler izler sırayı. İnsanız ya işte olur bazen öyle… İçindeki kendisine çekilir insan. Hayalleri, duaları, bekledikleri, gelmeyenleri, kırgınlıkları ve mutluluklarıyla baş başa kalır. Uzun uzun aynadaki yansımasını seyrederken bulur kendisini. Kendi gözlerinin içinde kaybolur ve kaybolduğu o yerde bulur gerçeği. Derdiyle beslenirmiş insan. Derdiymiş onu dermana ulaştıran, kıtalar aştıran, yetim bir çocuk başı okşattıran, geceleri uykusuz bıraktıran, göz yaşları akıttıran, bir sohbete diz çöküp oturtan, bir gülümseme için gece gündüz çalıştıran, uzun uzun hayaller kurduran, bir kitap açtıran, bir tohum ektiren, bir çiçeği sulatan o derdin kendisiymiş meğer… “Dertsizseniz dert sizsiniz” demişti bir sohbette kıymetli bir büyüğüm. Dertsiz bir gönül çorak bir tarlaymış meğer. Bizler derdimiz kadar varmışız. Dertlenip dermana ulaşacak, dertlenip yolumuzu bulacakmışız. “Bir şeyler yapmak gerek” diyerek yollara düşecekmişiz. O dertmiş zaten bizi Rabbimizin Rahman ve Rahim sıfatına yaklaştıracak olan. O dertmiş bizi insan yapan. O halde dertli gönüllerden nasipdar eyle bizi Allah’ım. Derdi olanlarla kesiştir yolumuzu Allah’ım. Gönlümüzü dertsiz derdimizi dermansız bırakma Allah’ım.