Ana sayfa Genel C A Y N İ Z M

C A Y N İ Z M

1717
0
PAYLAŞ

Benjamin Konstan şöyle der:
“Din, insanlık tarihinde en fazla hâkim olmuş bir varlıktır. Dinî hayat, tabiatımızın değişmez vasfı ve ondan ayrılmayan bir özelliğidir. İnsanın mahiyeti düşünülünce, zihne derhal bir de din fikrinin gelmemesi mümkün değildir…”

Dikkatinizi çekerim İslâmi camiadan birinin sözünü yazmadım ki “Aa bak bak yabancı düşünürün de beyni örümceklenmiş.” diyesiniz diye.
Öncelikle bu yazı dinler tarihinde yer alan farklı dinlerden biri olan Caynizm içerikli bir yazı olup oradan İslâmiyete atıfta bulunan oradan “Allah’ım sen ne büyüksün” evresine geçip sonrası “Çok şükür Müslümanım” ve finali de “Kelime-i şehadet” yenilemesi ile bitişli bir yazı olacak. Şimdiden uyarıyorum herkesin ilgisini çekmeyebilir bu yazı, dinler tarihine ilgi duyanlar, yeni bilgi öğrenmeye meraklı olanlar hariç elbette. Şimdi! Öncelikle din var olan bir gerçektir ve bundan kimse kaçamaz ilk olarak burada anlaşalım. Bu gerçekten kaçamayanlar ya Hakk’ı bulmuşlar yada o yolda giderken sapıtmışlar yahut da Hakk’ı bulmuşlar ama talebeleri tarafından sonraki yüzyıllara yanlış aktarılmışlar diye düşünüyorum. Caynist lider Parişva ya da kurucu Vardhamana Mahavira Hakk’ı bulmuş muydu yoksa ulaştığı Nirvana başka bir yol muydu orası Allah-u Âlem. Ancak şu anki kaynaklara göre Vardhamana ben nirvanaya ulaştım “cina” oldum deyip etrafındaki inananlara 30 yıl kadar vaaz etmiş. Şimdi diyeceksiniz tövbe bismillah “Cina” da ne demek. Çarpılmış mı? Hemen açıklıyorum şöyle ki cina: “Nirvanaya ulaşmış ve karmanın etkisine ve buna bağlı olarak gerçekleşen doğum, ölüm ve yeniden doğum, ölüm döngüsüne galip gelen anlamındadır.” Yani adam, öldükten sonra inek olarak doğma gibi bir ihtimalim yok diyor. Neyse ölünün arkasından konuşulmaz yazıma devam ediyorum. Caynizm Hint kökenli dinlerden biridir. M.S. 13. Yüzyılda hakimiyetlerini tamamen kaybettikleri söyleniyor ama hâlâ inanan var mıdır bilinmez. Bence imkansız ama varsa da artık bir maşallah.. Niye diyeceksiniz. Kendimi şu an sanki dedikodu malzemesi veriyormuş gibi hissettim ama durumun vehametini anlatmak için bunlar önemli dipnotlar. Caynizm; Digambara ve Svetampara adı verilen iki kola yani mezhebe ayrılıyor. Çift çizgili dipnot: Demek ki mezhep sadece İslâmiyet’te değil tüm dinlerde varmış. Tabii ki İslâmiyet’teki mezhep ayrımı kadar mükemmel bir sebepleri yok o ayrı bir konu. Caynistlerin iki mezhebe ayrılmasının sebebinden çok içeriğiyle ilgili bilgi vermek istiyorum. Digambara denilen grup çıplaklar anlamına geliyor. Dünyadan tamamen el etek çekerek bir münzevi olmak için tamamen çıplak olunması gerektiği üzerinde vurgu yapıyorlar. Bu grup mensupları Mahavira’nın (kurucuları) tamamen çıplak olduğuna ve basit bir giysi de dahil kişinin sahip olduğu her tür malın gurur, kibir ve utanç kaynağı olduğuna inanıyorlar. Kısacası bu grup mensuplarına göre elbise giymek veya süs eşyası bulundurmak kişinin kurtuluşa ulaşmadığının alametiymiş. Diğer kol olan Svetambara grubu mensupları ise toplumda yaşamanın bir gereği olarak çıplaklığı reddetmiş ve sadece beyaz bir elbise giymeyi tercih etmişler. Vallahi beyaz renk mübarek bir renktir akıllılık etmişler. Neyse biraz da uygulamalardan bahsedelim asıl bomba birazdan gelecek. Caynist toplumu rahipler (Muni, sadu), rahibeler (Sadvi) ve din adamı olmayan bay ve bayanlardan oluşuyor. Rahip ve rahibeler pozisyonlarından dolayı toplumun en üst katmanını oluşturuyorlar. Zor yahu bu saduların işi. Keşişlerin hayatlarını devam ettirmelerini falan sağlıyorlarmış. Keşiş deyip geçmemek lazım bu hayata girmek için birkaç yıl hazırlık süresi varmış, kabul töreni vs. oluyor iş büyük yani. Caynist öğretisine göre dünyevi yaşamdan vazgeçerek keşiş olmak isteyenler ilk olarak öğretmenlerin huzurunda avuç avuç saçlarını yolmaları gerekiyor. Svetambara mezhebi uyanıklık yapıp törenden önce saçlarını kısaltıyorlarmış sizi gidi sizi.. Bu aşamadan sonra eğer Svetambara mezhebindensen ince beyaz bir elbise giyiyorsun yok eğer bizim oranın tabiri ile istemezük dersen Digambara mezhebine giriyorsun ki bence hiç akıllıca değil. Çünkü törende tüm elbiselerini çıkararak çıplak kalıyorsun eline bir sadaka kasesi veriyorlar, canlılara zarar vermemek için oturduğun yeri yürüdüğün yolu süpürmek için bir de el süpürgesi (Yerde gördüğün öcük böcük karınca ne varsa süpürülmeli basarsan büyük günah), içeceğin suyu süzmek için bir su süzgeci de veriyorlar ee tabi mikroorganizmalar ölmemeli.. Ve son olarak da kendine yeni bir isim seçiyorsun oldun mu sana bir keşiş adayı.. Haydi hayırlı olsun.
Caynizm’de “Temel asketik kurallar” var. Bunlar şu şekildedir:
•Ahimsa
İlk kural söz ve eylemle canlı-cansız hiçbir varlığa zarar verilmeyecek.
Bu kuralla ilgili küçük bir detay vereceğim. Bazı caynistler nefes alırken küçük organizmaların kaza ile zarar görmemesi için burun ve ağızlarına maske takıyorlarmış. Hatta ve hatta bazıları sudaki gözle görünmeyen canlı organizmalara zarar vermemek için banyo bile yapmaktan kaçınmışlar. Caynist kardeşlerimiz “Ahimsa” kuralını sanki biraz fazla abartmışlar. Kimi din öldürmeme kuralını sudaki canlıyı bile incitmemek olarak algılıyor kimi de sahildeki çocukları kendi ırkından aşağıda görüp bombalıyor. Öldürmemek güzel bir kural ama algılama.. Neyse yorum sizindir..
•Satya
İkinci kuralımız doğru sözlü olmak. Bir Caynist eğer diğer insanlar zarar görmeyecekse daima doğru söylemelidir. Ancak işin ucunda ölüm varsa yada biri zarar görecekse yalan yine konuşmaz onun yerine susmayı tercih etmelidir. İslâmiyeti çağrıştıyor gibi sankim.
•Üçüncü ilkemiz ise çalmamak yani hırsızlık yapmamak.
•Dördüncü ilke iffetli olmak ve iffetli kalmak için her türlü şehveti arzudan ve buna bağlı olarak evlenmekten tamamen feragat etmek gerekiyor. Burada İslâmiyetin güzelliğini görüyoruz ki lider halk fark etmeksizin evlilik helal kılınıyor hatta bir elmanın yarısı gibi evlilik ile dinini tamamlamak ile müjdeleniyor.
•Beşinci ilke zevke, acıya, sevgiye ve nefrete sebebiyet veren her türlü bağlılıktan uzak durmak. Bu ilkenin amacı insanoğlunun maddiyata, beşeri eğilime götüren elbise mücevher, süs eşyası gibi maddi unsurlardan vazgeçip midesine indireceği yiyeceklerin türlerini ve miktarını kısıtlamak. Imm az yemek ile nefis terbiyesi yapmak Efendimiz’in öğütleri idi sanki..
Caynizm’in ilkeleri işte böyle. Bunun haricinde Caynistlerin günlük ve yıllık ritüelleri var elbette. Mesela günlük olarak altı zorlu eylem denilen ritüel var. Ondan biraz bahsedeyim. İlk olarak kişi kendini düşünsel olarak sakinlik ve tüm canlılara karşı iyilik ve yardımseverlik duygularıyla temizlemesi gerekiyor. Bu işlem 40-45 dakika hareketsiz durması ile gerçekleşiyormuş. Meditasyon denilen şeyin aslında bir Caynist ritüeli olduğunu buradan yetkililere duyurmuş olayım. Neyse geç elim ikinci eyleme Cina olan kişilere saygı duymak gerekiyor buda Caynist kutsal yazısı olan Tirthankaralar övgü ifadelerinde yer alan yirmi dört ayetlik ilahinin okunmasıyla sağlanıyor. Üçüncü eylem keşişleri sevmek ve muhabbet duymak. Dördüncü eylem pratikarma denilen tövbe uygulaması. Caynist öğretiye göre gün içerisinde günaha girmiş veya eğiliminde bulunmuş olma ihtimaline karşı tövbe edilip af dileniliyor. Tövbe genel olarak şu şekilde yapılıyormuş: “Tüm canlılardan af diliyorum. Onlar beni affetsinler. Tüm varlıklara sevgi ve muhabbet duyuyorum ve hiç kimseye düşmanlık duymuyorum”. Bu cümleleri duyunca içimden keşke dünyadaki herkes İslâmiyeti seçmiyorsa bile en azından caynist olsaydı da belki daha az insan ölürdü diye geçirmedim değil. Sonra tövbe ettim en iyisini Allah bilir dedim. İç sesimdeki cebelleşme sulhe kavuştuğuna göre beşinci ritüele geçelim şöyle ki kişinin Tirthankaralarının resimlerini temaşa ederek düşüncesini ve duygusunu temizlemesi eylemi olan meditasyon yapması gerekiyor. Neymiş meditasyon. Bir daha aşk ile söyleyelim meditasyoon. Yani bir Caynist ritüeli. Şimdi birilerinin “Ay ne var ki bunda ha Caynist ha başka şey biz iç güzelliğimizi dışımıza şapıp şeettiyoruz” dediğini duyar gibiyim. Yav he bacım he. En güzel meditasyon olan namazı terkedip siz şaapın. Neyse lafı fazla uzattım zaten sıkılmışsınızdır son ritüeli de söyleyip birkaç cümleyle toparlıyorum. Son ritüel ise kişinin bazı şeylerden ve yiyeceklerden feragat edip uzak duracağına ant içmesi. Bu altı ritüel günlük yapılıyor ve Caynistler bu şekilde maneviyatlarının güçlendiğine inanıyorlarmış. Tabii bu kadar uygulama ritüel ibadetten bahsetmişken Caynistlerin ölümcül oruçlarından bahsetmeden geçemeyeceğim. Caynist öğretiye göre kişinin manevi arınmasını sağlayan ve hareketsiz kalmak ile beraber yapılan bu oruç türü ölümle sonuçlanıyor. Ve Caynistler “Vah vah gitti pisi pisine niyazi” demiyor aksine bunu dinsel bir eylem olarak görüyor. Bu Caynistler de şeker, kalp falan yok herhalde bildiğin ölümüne oruç tutmuşlar.
Daha neler neler var aslında ama sıkılırsınız diye yazmaktan vazgeçtim. Amacım farklılıkları fark edip İslâmiyetle müşerref kılındığımız için binlerce kere şükretmeyi hatırlatmaktı. Umarım haddimi aşmamışımdır aştıysam Rabbim niyetimi biliyor beni af buyursun. Yukarıda esprili bir dille yazmaya çalıştım çünkü biliyorum ki bu konular “Dinsel” mevzular olduğu için bizim insanımız biraz sıkılıyor. Tabii ki yazımı sonuna kadar okuyan ağabeyler, ablalar, kardeşlerimi istisna ederek söylüyorum.
Bir dip not olarak, bu yazımı yazarken kaynak olarak kullandığım Prof. Dr. Mahmud Aydın Beyefendinin “Anahtarlarıyla Dinler Tarihi” kitabını dinler tarihine meraklı olan kardeşlerim için tavsiye olarak paylaşmak istiyorum.
Son olarak kelime-i şehadet getirelim hep birlikte. Ancak manasını bilerek..

“‏‏أَشْهَدُ أَنّ لَّا إِلَٰهَ إِلَّإ الله وأَشْهَدُ ان محمداً رسول الله‏ “
“Ben şehadet ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.”

Ne mutlu Müslümanım diyene..