Ana sayfa Dergiler Bizim Efkârımız

Bizim Efkârımız

2302
0
PAYLAŞ

Hollywood’un gösterdiğinin aksine bu hayatta pelerinsiz de kahramanlar vardır. Hem de sadece ihtiyaç anlarında ortada çıkmazlar. Her zaman yerleri bellidir. Ne yaptıkları açıktır. Gece mesaisi olarak çalışmazlar yani.

Bir işe olan hassasiyetiniz katettiğiniz mesafeyi de etkiler. Nasibe gelmeden önceki durak burasıdır: Dert edinme. Yaptığınızın en iyisini ortaya koymak için gösterdiniz çaba işinizin kalitesini gözler önüne serer.

Genel cümlelerden konuya gelelim. Bana da hocalık yapmış Bülent Parlak ve dergisi İzdiham’ı konu edinelim. Bülent Hocanın hikâyesinin bir kısmını kendi ağzından dinlemiştim, geniş halini ise verdiği röportajlardan okumuştum. Makarna dükkânı açacakken İzdiham’ı kurması bir hayli ilginç gelmişti. Yemek sektöründen dergiciliğe dik bir geçiş. İzdiham yayın hayatına 2006 yılında izdiham.com internet sitesi olarak başlamış. Henüz internetin çok yaygın olmadığı senelerde böyle bir fikirle bu işe girmek büyük bir risk, cesaret ve yenilikmiş açıkçası. Dergi alanındaki ilklerden sayılabilir bu anlamda.

Bülent Parlak aslında ilkokul öğretmeni ve edebiyata 2005 yılında Dergâh Dergisine gönderdiği şiirin yayımlanması ile başladığı söylenebilir. Geçen 12 senede; 2 şiir kitabı (1 tanesi de yolda), 1 deneme kitabı ve 2017 Ekim ayı itibariyle 31. sayısı yayımlanmış İzdiham’ın genel yayın yönetmenliğini yapmış bir adamdan bahsediyoruz.

Tüm bu eserler şairin içinde sevgili diye tabir ettiği huzursuzluğun bir yansımalarıdır da şüphesiz. “Oysa fazlaca suskunum / Bilinmiyor ülkesi bana çarpan acının” mısraları şairin suskun çehresinin altında verdiği savaşlarını gösterir. İzdiham’ın arka kapağında Organize İşler filminin şu repliği vardı:

“- Üzeyir abi niye hiç konuşmuyorsun?

-Bir ara çok konuştum, hiç faydasını görmedim. Bıraktım”

Dostlarımıza kendimizi anlatamadığımızdaki büründüğümüz suskunluk omuzlarımıza çöken yükten daha mı ağırdır?

Zaman zaman polemiklerle gündeme gelse de benim için Bülent Parlak’ın en kıymetli yanı senelerdir verdiği mücadeleyi neredeyse tek başına veriyor olması. Dergi ilk zamanlarda insanlara tanıtmak amacıyla parklara gidip saatlerce dergiyi okuyormuş gibi insanlara göstermesine hâlâ şaşırırım. “Derginin parası çıkmazsa gelecek sayı yokuz” cümlesi bazı insanlara abartı gibi gelebilir lakin arkasında büyük destekler olmadan yaptıkları benim için çok kıymetli ve takdire şayan. Girdiğimiz bazı işlerde büyük yardımlar beklediğimiz kişilerden yeterince destek görememek içimizde sızı olarak kalmıştır her zaman için. “Ben tek başımaydım, onlar ise yalnızdı” mısrası dilime pelesenktir bu yüzden Bülent Hocanın.

Dahası çok lakin bu konu daha detaylı bir yazıyı hak ediyor. Şimdilik bunlarla yetinelim. Ve “Şubat Kimseye Çekmedi” şiirinin sonuyla bitirelim:

“Ne kalacaksa yaşadığım bunca çıldırmaktan geriye

Vaktinde gelmeyen her şey kadar haindir”

https://www.youtube.com/watch?v=A-rhRw0NRrU

https://www.youtube.com/watch?v=RHmecjZVISs

http://www.oncevatan.com.tr/kultur-ve-sanat/izdiham-dergisinin-seruvenini-bulent-parlak-anlatti-h81638.html