Ana sayfa Genel Bitse De Başlasak

Bitse De Başlasak

1104
0
PAYLAŞ

Lisedeki bir edebiyat hocam “Otuz yaşına kadar güzel de otuzundan sonra seneler çifter çifter geçiyor” demişti. Henüz çift olmasa da senelerin akış hızı hızlandı hissedebiliyorum. Bu cümleyi ekim ayında yazmışım, üzerinden 5 ay geçmiş bile. Geçtiğimiz şubat ayına bakıyorum da 1 ay ne çabuk geçmiş üstelik bu çabukluğun şubatın 28 çekiyor olmasıyla alakalı da değil.

En son ne zaman bir konuyu uzun uzadıya düşündüğümü hâlâ hatırlamıyorum. Zaman dediğimiz mefhum gelmesini beklerken aniden gelip geçen ve geçtiğinin de farkına arkasından bakakaldığımızda anladığımız bir otobüse benziyor. Gitmediğimiz yerlerin başında kendimiz varız. Evet ısrarcıyım: Boş duraklarda insan en çok kendini bekler.

Bu bekleyişlerde bir zaman çizelgesi tutuşturulur elimize. Belli planları yapmışlardır ve bizim de o planlara uymamızı beklerler. Maalesef ki doğrudur bir planın yoksa evet bir başkasının planının parçası haline gelirsin. Derken kafalarına göre yaptıkları planlar sarpa sarmaya başlar. Çünkü hayat asla durduğu yerde durmaz akar gider bir su misali. Aylar ayları kovalar ama yine de çalmaz hakemin bitiş düdüğü üstelik yardımcı hakem de ek süre tabelasını kaldırır: Bir kaybediş hikâyesi daha yazılacak süre eklenir hayata. Artık dersin ki onların planları bitse de kendi hayatımıza başlasak…

Kahraman Mehmet’ler Yiğit Babalar

Afrin Harekâtı başlayalı 40 günü geçti. Kahraman Mehmetçiklerimiz vatanımızın görünen ve görünmeyen sınırları soğuğa ve zorlu şartlara rağmen sürdürüyor. Meğerse Suriye’nin toprak bütünlüğünü düşünen kravatlıların sayısı ne kadar da fazlaymış. Mösyöler biz kravatı hiç sevmedik ki bize emir vermeye had bildirmeye kalkışıyorsunuz. Yabancı dilimiz yok diye hakir gördünüz bizleri senelerce lakin çok şükür artık anladığınız dilden konuşuyoruz. Let’s go!

Şehitlerimiz gelmeye devam ediyor. Şehitlerimizin ailelerine kendi ailemiz gibi ilgi göstermemiz gerekiyor. Hiç değilse taziyelerine gidebilsek o insanların yanlarında olabilsek. Bunu başarabilsek keşke.

Terör bu ülkenin 40 yıldan da fazla süren sorunu. Anadolu’ya girişimizle başladı kavgamız. Çok şükür de kavga meydanını boş bırakmadık. Allah bu ülkenin yiğitlerine güç versin.

Tüm bu olaylar içinde bir haberle karşılaşmıştık. Eminim ki kimse bakıp geçememiştir, bir süre öylece kalmıştır.. Şehit Jandarma Astsubay Çavuş Abdullah Taha Koç’un naaşını havalimanında karşılayan babası Ahmet Koç yiğidinin naaşını omzunda taşıdı. Bu ülkeye böyle kahraman Mehmetçik’ler ve yiğit babalar verdiği için Allah’a ne kadar şükretsek azdır..

Tanışık Olalım Tanış Olmasak Da Olur

Yunus Emre “Gelin tanış olalım / İşi kolay kılalım / Sevelim sevilelim / Dünya kimseye kalmaz” dediğinde tanışıkların birbirine paslayacağı ihalelerden habersizdi şüphesiz. Türkiye büyürken birileri küçülüyor. İnşaat mühendisleri ve mimarlar ortada işsiz gezerken şehrin her yerine dev binalar yapılıyor. Bir telefonla halledilen meseleler gösteriyor ki aslında istendiğinde mesele çözülebiliyor yeter ki problem kendi adlarına olsun. Bu hayata karşı manifestomdur: Kimsenin kalbinizin orta yerine gökdelen dikmesine müsade etmeyin.

Diğerkâmlığın Fotoğrafı

Eyüp Sultan Camiinin dış kapısında bir yaşlıca teyze ve orta yaşlarda bir adam ellerinde şekerlemelerle adaklarını yerine getiriyorlardı. Teyzenin önü diğer adama göre biraz daha kalabalıktı ve o güzel teyzemiz şu sıcak cümleyi kurdu: Haydi oradan da alın

Yılın En Soğuk Günü

Bu kış da çok üşüdüm, yine hiç boza içemedim. Yürünecek çok yol vardı ama zaman yoktu. Kar yağmıştı yağmasına lakin yılın  yağan ikinci karı yine ertesi günü görmeden eriyip gitmişti. Hava derecesi eksilerdeydi, yılın en soğuk günüydü ve vücudumu olmasa da içimi ısıtmam gerekiyordu ben de o cümleyi not aldım telefonuma: Eridi tüm karlar sen bakınca gökyüzüne

Büyük Adamlar Ve Bizler

Orta okulun son sınıfında liseye giriş sınavına hazırlandığım zamanlarda bir “Büyük Adam” lakırtısı esip geçiyordu. Belki de ben iyi bir Anadolu lisesi kazanıp büyük adam olmak yolundaki adımlardan ilkini atacaktım ondandı bu meselenin bu kadar üzerinde durmam. İyi olmasa da bir Anadolu lisesi kazanmıştım, bir senemi yakıp burslu olarak İstanbul’da üniversite de kazanmıştım ama büyük adam olamamıştım. Hâlâ da olamadım… Çok şükür bu süre zarfında gördüm ki mesele dizilerde-filmlerde bize parlattıkları büyük adam olmak meselesi değil mesele adam olabilmekte. Gövdem tamamen toprakla kaplandığında eğer kimseye ödeyeceğim hak kalmadıysa defteri temizleyip gidebildiysem işte o zaman tamamdır benim için. Büyük adam meselesi mi onun şarkısı var hadi onu dinleyelim:

https://www.youtube.com/watch?v=4kgqumwZB4c