Ana sayfa Fotoğraflar Afrika’nın Kalbi: Sudan

Afrika’nın Kalbi: Sudan

1999
0
PAYLAŞ

Afrika’nın kalbi benim ise ikinci memleketim olan Sudan, kıtanın üçüncü büyük ülkesidir. Kızıldeniz’e kıyısı olan bu ülkenin kuzeyinde Mısır, doğusunda Etiyopya, batısında Orta Afrika Cumhuriyeti ve güneyinde ise Güney Sudan bulunmaktadır. Resmi dini İslâm, resmi dili ise Arapça ve İngilizcedir. Esasında ülke genelinde yüzü geçkin dil bulunmakta fakat genel olarak Sudan Arapçası denilen karma bir Arapça konuşulmaktadır.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Sudan’da, 10. yüzyıl öncesi muhtelif krallıklarla devam eden yaşam, 14. yüzyılda  Müslüman Arapların kontrolü altına girmiştir. 1820’li senelerde Osmanlı Devleti’nin Sudan topraklarını fethi ile başlayan Osmanlı egemenliği 1880’li senelerde sona ermiş ve 1889 yılında devlet İngiliz-Mısır yönetiminin altına girmiştir. Son olarak ise 1956 yılında bağımsızlığını ilan eden ülkede çeşitli farklılaşma ve kutuplaşmalar sonucunda bir birliğe varılamamış ve Güney Sudan kendi bağımsızlığını 2011’de ilan etmiştir.

Ülkenin başkenti olan Hartum, Nil Nehri kıyısında yer almaktadır ve nüfusu 2 milyon civarındadır. Mavi Nil ve Beyaz Nil’in birleşim yeri olarak adlandırılan bu şehir nehir kıyılarında yoğun bir yeşilliğe sahip olurken şehrin iç kesimlerine doğru ilerledikçe sizleri kurak ve toprak kısımlarıyla selamlamaktadır.

Şehirdeki asfaltlar birkaç ana yoldan öteye gitmez. Çarpık bir kentleşmenin mevcut olduğu bu şehirde trafik aralarında “Rakşa” ya da “Tuktuk” adı verilen doğal havalandırmalı Asya tipi taksiler ziyadesiyle fazladır. Bir de Hartum’da yaşayan Türkler latife sadedinde rakşalara böcek diyor ama onlar bence tam bir böcüş. 🙂 Eğlenceli yolculuklar için vazgeçilmez bir seçenek. Hele de radyosu olan çılgın bir şoföre denk geldiğinizde değmesinler keyfinize.

Şehirde dikkat çeken şeylerden birisi de siz arabanızı sürerken cama yaklaşıp elindeki bir yığın parayı size doğru sallayan adamlar oluyor. Ayaklı döviz olan bu insanlar sizin ihtiyacınız anında hemen sokak aralarında sizin paranızı çevirebiliyorlar.

Sudan’ın dünya açısından önemlerinden biri de, pek bilinmese de içerisinde en çok piramit bulunan ülke olmasıdır. Milattan önce takriben 720 senelerine ait olduğu saptanan küçük-büyük yaklaşık 260 piramit Sudan’ın Meroe denilen bölgesinde yer almaktadır. Ülkenin turizmi geliştirecek gücü olmadığı için bu piramitler keşfedilmeyi bekleyen birer tarihi eser olarak ziyaretçilerini beklemektedir.

Gelelim Sudanlılara. Burada derin bir tebessüm edeceğim. Zira yapı bakımından hem Türklere oldukça benziyor hem de benzemiyorlar. Benzemesinin sebebi son derece sevecen ve sıcak kanlı olmaları. Benzetemediğim daha doğrusu benzetmek istemediğim özellikleri ise fazla mülayim ve tembel olmaları. Tembel demem yanlış anlaşılmasın. Ben de kış mevsimi en düşük 12 derece olan ve yaz dönemlerinde 48-49 derecelere çıkan bir iklimde yaşasam haliyle mayışır ve yavaş bir yaşantıya sahip olurdum. 🙂 Yol kenarlarında günün her vakti, bulduğu bir sandalyede yahut toprak üzerinde, ağaç gölgesinde uyuklayan insan görmeniz bu ülkede en olağan durum. Sokak aralarında küçük hayvan pazarları, birkaç sandalye atılınca meydana gelen kıraathane ortamları, perşembe ve cuma gecesi geç saatlere kadar sokaklarda gezen insanlar ile Hartum aslında bu yanıyla da oldukça hareketli.

Şimdi muhtelif fotoğraflar ile size ülkem ve güzel insanlarından kesitler göstereyim. 🙂

Nil kenarına kurulu bir çay bahçesi. 🙂

Piramitlerin olduğu alanda hayatımın şimdilik en uzun deve yolculuğunu yaptım. Takriben 50 dakika süren bu yolculuk esnasında çantamda taşıdığım elmamı yemiş ve kum tepelerinden korkarak geçerken “yok deve” esprisini tam yerinde patlatmıştım. 🙂 

Aşağıda bir dinlenme tesisi ve kahvehane fotoğrafı mevcut.

Küçük bir Sudanlı Molla. 🙂

İkinci memleketim demiştim. Aralık 2016’dan itibaren hayatımızın büyük bir kısmını kaplayan bu sevimli ve sıcak ülkeye yolunuz düşerse beklerim. Hartum’da da bir kapınız var. Geçerken uğramanız dileğiyle… 🙂